Türk - İslam Devletlerinde Kültür ve Uygarlık - 2
TÜRKİYE ( ANADOLU ) SELÇUKLU DEVLETİ (1075–1308)
Türkiye Selçuklu Devleti’nin kurucusu “Kutalmış Oğlu Süleyman Şah”tır. Süleyman Şah diğer Türk komutanlar gibi Anadolu’nun fethi ile görevlendirilmişti. Süleyman Şah kısa sürede Bizans’ın zayıf durumundan yararlanarak Anadolu’nun büyük bir bölümünü ele geçirdi. İstanbul yakınlarına kadar ilerledi. İznik şehrini başkent yaptı. Süleyman Şah Halep şehrini almak isteyince Suriye Selçuklu devleti ile arası açıldı. İki devlet arasında yapılan savaşta Süleyman Şah öldü. Anadolu Selçuklu Devleti bir süre hükümdarsız kaldı. Melikşah’ın yanında kalan, Süleyman Şah’ın oğlu Kılıçarslan, Melikşah ölünce İznik’e gelerek Anadolu Selçuklu Devleti’ni yeniden kurdu. I. Kılıçarslan döneminde haçlı seferleri de başladı.
I. Kılıçarslan’dan sonra başa I. Mesut daha sonra da II. Kılıçarslan geçti. II. Kılıçarslan döneminde haçlı seferlerinden yararlanmak isteyen Bizans Devleti, Türkleri haçlılarla uğraşırken sıkıştırıp Anadolu’yu yeniden ele geçirmeyi planladı. Bu amaçla toplanan Bizans ordusu ile Türk ordusu arasında Eğridir gölü yakınlarında yapılan “ Miryakefelon “savaşını Türk ordusu kazandı. Bu savaşın kazanılması ile Türkler Anadolu’ya kesin olarak yerleştiler.
NOT : Malazgirt savaşı ile Anadolu’nun kapısın açan Türkler; Miryakefelon savaşı ile Anadolu’nun tapusunu aldılar.
II. Kılıçarslan’dan sonra başa I. Gıyaseddin KEYHUSREV geçti. I. Gıyaseddin KEYHUSREV ile Anadolu Selçuklu devleti yükselme dönemine girmiş oldu. Bu dönemde özellikle denizcilik alanında önemli gelişmeler oldu. Samsun, Antalya gibi liman şehirleri ele geçirildi. I. Gıyaseddin KEYHUSREV ‘den sonra başa I. İzzeddin KEYKAVUS daha sonra da I. Alâeddin KEYKUBAT geçti.
I. Alâeddin KEYKUBAT döneminde Türkiye Selçuklu Devleti her alanda en güçlü dönemini yaşadı. Alanya alınarak burada bir tersane yaptırıldı. Kırım Anadolu Selçuklu Devleti’ne bağlandı. Artukoğulları ve Mengücekliler Beylikleri egemenlik altına alındı.
YASSIÇEMEN SAVAŞI: Orta Asya’da Moğol tehlikesi karşısında Doğu Anadolu’ya sığınan Harzemşahlar bu bölgede hâkimiyet kurmak isteyince Anadolu Selçuklu Devleti ile arası açıldı. İki Türk devleti 1230 yılında karşı karşıya geldi. Yapılan savaşı Anadolu Selçuklu Devleti kazandı.
I. Aleaddin Keykubat oğlu II. Gıyaseddin Keyhüsrev tarafından zehirletilerek öldürülünce Anadolu Selçuklu Devleti’nin yükselme dönemi sona ermiş oldu. II. Gıyaseddin Keyhüsrev ile birlikte gerileme dönemi başlamaya başladı. Doğudan gelen Moğol tehlikesine karşı önlem almayan II. Gıyaseddin Keyhüsrev Moğolları cesaretlendirdi.
NOT: Moğolların Anadolu’yu işgal etmelerinde o dönemde çıkan Baba İshak isyanı da etkili olmuştur.
KÖSEDAĞ SAVAŞI: Moğollar doğudan Anadolu’yu istila etmeye başlayınca II. Gıyaseddin Keyhüsrev Sivas yakınlarında Moğollarla savaşmaya karar verdi. Yapılan savaşı Moğollar kazandı. (1243 ) Kösedağ savaşını kaybeden Anadolu Selçuklu devleti Moğolların egemenliği altına girdi.
Moğollar Anadolu’yu kendilerine bağlı bir eyalet haline getirdiler. İstedikleri kişiyi sultan yaptılar. Moğol baskısından bunalan Anadolu Türk Beyleri, Memluk Sultanı Baybars’ı yardıma çağırdı. Baybars Anadolu’ya girerek Moğolları yenilgiye uğratsa da kesin sonuç alamadı. Anadolu’da Moğol baskısı giderek arttı. II. Mesut’un 1308 yılında ölümü ile birlikte Anadolu Selçuklu Devleti yıkılmış oldu.
NOT: Moğollar ( İlhanlılar ) , her ne kadar Anadolu’yu işgal etseler de hiçbir zaman tam anlamı ile bir otorite kuramadılar.
ANADOLU SELÇUKLULARI SONRASI KURULAN BEYLİKLERİ
Anadolu’daki ilk Türk Devleti’nin yıkılması ile meydana gelen otorite boşluğu sonucunda Anadolu’nun değişik yerlerinde çeşitli Türk beylikleri kurulmuştur. Beyliklerin isimleri ve kuruluş yerleri şunlardır:
Osmanlı Beyliği-Söğüt, Domaniç–1299
Karaman Beyliği-Konya, Karaman
Germiyan Beyliği-Kütahya ve çevresi
Candarlı Beyliği-Kastamonu, Sinop
Aydınoğulları-Aydın, İzmir
Saruhanoğulları-Manisa ve çevresi
Menteşeoğulları-Muğla ve çevresi
Karesioğulları-Çanakkale, Balıkesir
Ramazanoğulları-Adana ve çevresi
Dulkadiroğulları-Kahramanmaraş, Elbistan, Malatya
Eretna Beyliği-Sivas, Kayseri
Eşrefoğulları-Beyşehir
Tacettinoğulları-Tokat-Niksar
Hamitoğulları: Isparta, Antalya
Anadolu da kurulan bu Türk Beyliklerinden özellikle Osmanlı ve Karaman Beylikleri ön plana çıkmaktadır. Karaman Beyliği mevcut beylikler içerisinde en güçlüsü idi. Karaman Beyliği aynı zamanda eski Anadolu Selçuklu Devleti merkezinde ( Konya) kurulmuştu. Bu yüzden kendisini mirasçı kabul ediyor ve bütün Anadolu’yu kendi yönetimine almak istiyordu. Bu durum ileride Osmanlı ve Karaman beyliklerini karşı karşıya getirmiş ve uzun yıllar iki Türk beyliği mücadele etmiştir. Bu mücadeleden Osmanlı Beyliği galip gelmiş ve önce Anadolu ve Balkanlar daha sonra da üç kıta üzerinde hüküm süren büyük bir devlet haline gelmiş, tarihte en uzun süreli yaşayan ve köklü bir medeniyet oluşturan Türk Devleti olmuştur.
Beyliklerin Ortak Özellikleri
Anadolu Selçuklu Devleti'nin yıkılması ve Moğol egemenliğinin Anadolu'da sona ermesiyle kurulmuşlardır.
Anadolu Selçuklu Devleti’nin yıkılışından sonra halkın dirlik ve düzeninin sağlanmasında büyük rol oynamışlardır.
Moğol baskısı nedeniyle genellikle uçlara giden Türkmenlerin yerleşik hayata geçmelerini sağlayarak uçlarda nüfusun artmasını sağlamışlardır.
Yaptıkları fetihlerle Türk yurdunu genişletmişlerdir.
Bu beyliklerin çoğu Yıldırım Beyazıt Dönemi'nde Osmanlı egemenliğine girmiş, ancak Ankara Savaşı'ndan sonra yeniden kurulmuşlardır. Kesin olarak Yavuz Sultan Selim zamanında Osmanlı'ya katılmışlardır.
Birbirleri ile yarışırcasına Anadolu’yu pek çok mimari eserlerle donatarak bayındır hale getirmişler ve Türk kültürünü yerleştirerek Anadolu’yu Türkleştirmişlerdir.
ANADOLU SELÇUKLULARI VE BEYLİKLER DÖNEMİNDE KÜLTÜR VE UYGARLIK
1- TOPLUM YAPISI
Daha önce meydana gelen Sasani-Bizans ve Abbasi-Bizans mücadeleleri sonucunda Anadolu’da nüfus tenhalaşmıştı. Türkler Anadolu’ya geldikleri zaman buranın büyük bir kısmı boşalmış durumdaydı. Buraya gelen Türkler buradaki Hıristiyan azınlıkla (Rum, Ermeni, Süryani) barış içinde yaşamışlardır.
Anadolu Selçukluları ve beylikler döneminde halkın bir bölümü melik, subaşı veya subaşı naibi tarafından idare edilen şehirlerde(burada tahsildarlar, askerler, asayişçiler, kale erleri, bölük zabitleri, şeyhler, müderrisler, kadılar, nakipler, imamlar, hatipler, müezzinler ve medrese öğrencileri ile esnaf ve zanaatkârlar otururlardı), bir kısmı köy kethüdasının idare ettiği köylerde, diğer bir kısmı da Yörük denilen ve hayvancılıkla uğraşan konargöçerler oluşturmaktaydı.
Yeni köyler ve şehirler kuran Türkler savaşlar sonucu harabeye dönen Anadolu şehirlerini de çeşitli mimari eserlerle(Cami, imaret, hamam, köprü, çeşme, darüşşifa, kervansaray) imar etmişlerdir.
2- DEVLET YÖNETİMİ
Anadolu Selçuklularında devlet yönetimi Büyük Selçuklulardan örnek alınarak düzenlenmiştir. Diğer Türk beylikleri de Anadolu Selçuklu devlet yönetimi örgütüne benzer birimler oluşturmuşlardır.
Anadolu Selçuklu Devleti’nde ve beyliklerde devlet hükümdar ailesinin ortak malı sayılırdı. Anadolu Selçuklu hükümdarları sultan unvanı ile birlikte Rükneddin, Keykübat, Sultanu’l Âlem, Sultan-ıGalip, Emirü’l Müminin gibi unvanları kullanmışlardır.
Anadolu Selçuklularındaki hükümdarlık sembolleri nevbet, sancak, sikke, tuğra, otağ ve saray idi.
Anadolu’da kurulan Mengücekli, Artuklu ve Saltuklu hükümdarları alp, kutluk, inanç ve tigin gibi Türkçe unvan ve lakaplar kullanmışlardır. Daha küçük beyliklerin liderlerine de bey denirdi. Melik veya emir unvanı da Anadolu Selçuklularına bağlı hükümdarlar ve beyler için kullanılırdı.
Saray: Anadolu Selçuklularında saray teşkilâtı, Büyük Selçuklulardan örnek alınarak oluşturulmuştu. Sultanlar sarayda oturur, devlet işlerini buradan yürütürlerdi. Sarayda sultanlara devlet işlerinde yardımcı olan birçok memur ve saray hizmetlerini gören görevliler bulunurdu. Sarayda bulunan başlıca görevliler şunlardı:
Hacibülhüccap (haciplerin başkanı): Sarayın genel sorumlusuydu. Sultan ile diğer devlet adamları arasındaki irtibatı sağlıyordu. Hacip denilen yardımcı memurları vardı.
Emir-i silâh:Sarayda bulunan silâhhanenin sorumlusuydu.
Emir-i âlem:Devletin sancağını taşıyıp, muhafaza eden görevli idi.
Camedar: Sultanların elbise ve giyimlerinden sorumluydu.
Şarabdar: Hükümdarların sofralarına konacak her türlü içeceklerden sorumluydu.
Havayic-i salar:Saray aşçısıydı.
Emir-i ahur:Saraydaki seyislerin başıydı.
Emir-i meclis:Sultanın ziyafetlerinde hizmet görenlerin başkanına verilen isimdir.
Emir-i mahfil:Sultanın protokol görevlisidir.
Taştdar: Hükümdarın ellerini yıkamasına yardım eden leğen ve ibrikleri taşıyan kişidir.
Çaşnigirler:Hükümdarın sofrasında hizmet eden kişilerdir.
Çavuş (serhenk): Merasimlerde yol açan kimsedir.
Anadolu beylikleri de, Selçuklulardaki saray teşkilâtını örnek aldılar.
Divan teşkilâtı (Hükümet)
Anadolu Selçuklu Devleti ve beylikler döneminde ülkenin sosyal, ekonomik kültürel ve siyasî işlerini yürüten organa Divan-ı Saltanat (Büyük Divan) denilirdi. Büyük Divanda, başta vezir olmak üzere çeşitli divan üyeleri bulunmaktaydı. Büyük Divanın başı sultandı. Sultanın gelmediği zamanlarda bu divana vezir başkanlık ederdi. Bu divanda memleket işleri görüşülür, barış ve savaş kararları verilir ve halkın davalarına bakılırdı. Selçuklularda divan her gün toplanırdı. Vezir en üst derecede divan üyesiydi. Büyük Divana bağlı divanlar şunlardı:
Niyabet-i Saltanat: Bu makamı idare edene naib-i sultan adı verilirdi. Naib-i sultan devlet idaresinde vezirden sonra gelirdi. Önde gelen devlet adamları ve komutanlar arasından seçilirdi. Naibin görevi, hükümdar başkentte olmadığı zamanlarda ona vekâlet etmekti. Sultanın bütün yetkilerine sahipti.
Divan-ı Tuğra: Devletin her türlü yazışmalarından sorumluydu. Bu divanda hükümdarın nişan ve tuğrasını çeken kimselere tuğraî veya münşiî denirdi.
Divan-ı Arz: Devletin merkezdeki ordunun her türlü yiyecek, giyecek ve teçhizat ihtiyaçları bu divan tarafından tespit edilir ve karşılanırdı. Bu divanın başkanına âriz veya emir-i âriz denirdi.
Divan-ı İstifa: Devletin gelir ve gider hesaplarına bakan divandır. Bu divanın başkanına müstevfî denirdi.
Divan-ı İşraf: Ülkede askerî ve adlî işler dışındaki idarî ve malî teşkilâtın işleyişini kontrol eder ve denetimini yapardı. Başkanına müşrif denirdi.
Divan-ı Pervane: Arazi defterlerinde tutulan has ve iktâların (tımar) düzenlenmesinden sorumluydu. Bu divanın başkanına pervaneci denirdi.
Beylerbeyi ve atabeyler ile soruşturma ve tutuklamalardan sorumlu olan emir-i dâd (adalet bakanı) da gerekli durumlarda divana katılırdı.
Anadolu Selçuklularında Divan-ı Saltanattan başka, Meşveret Meclisi de bulunmaktaydı. Bu mecliste, hükümdar olacak kişilerin belirlenmesinden devletin iç ve dış politikalarına kadar pek çok konu konuşulurdu. Meşveret Meclisi Orta Asya Türk devletlerindeki kurultay geleneğinin devamı niteliğindeydi.
Taşra teşkilatı
Anadolu Selçuklularında ülke, yönetiminde kolaylık sağlamak amacıyla bir takım idari birimlere ayrılmaktaydı. Bu birimler şunlardı:
Merkeze bağlı vilâyetler: Yönetim ve gelirleri ile Büyük Divana bağlı vilâyetlerdi. Vilâyetlerin başına sultan tarafından atanan subaşılar vilâyetin her türlü düzen ve asayişini sağlarlar ve askerlere komutanlık ederlerdi. Önemli şehir merkezlerinde şıhne adı verilen askerî valiler bulunurdu. Bunlar güvenlik ve zabıta işlerini yürütürlerdi. Şehrin adalet işlerine kadı, din işlerine imam, yönetim işlerine naip ve vergi toplama işlerine de vergi tahsildarları bakardı. Ayrıca belediye işlerine bakan muhtesip de vardı.
Meliklerin yönettiği vilâyetler: Selçuklu ailesinden gelen melikler tarafından yönetilen vilâyetlerdi. Bunlar Büyük Divana değil, doğrudan sultana bağlıydılar. Vilâyetlerdeki meliklere yönetim ve devlet işlerinde bir atabey yardım ederdi. Yarı bağımsız olan bu melikler kendi adlarına para bastırır ve kendi divanlarını kurarlardı.
Uç eyaletleri: Anadolu Selçuklu Devleti, Bizans ile sınır olan üç ayrı bölgede uç eyaletleri oluşturmuştu. Bunların başında uç beyleri bulunurdu. Uç beylerinin temel görevleri, sınır boylarında güvenliği sağlamaktı. Bu eyaletlerin başlıca merkezleri Denizli, Kastamonu ve Antalya idi.
Anadolu Selçuklu Devleti'ne bağlı beylik ve devletler de vardı. Bunlar iç işlerinde bağımsızdılar. Selçuklulara yıllık vergi verirler ve gerektiğinde asker gönderirlerdi. Mengücekliler, Saltuklular, Artuklular, Eyyubî melikleri, Ermeni Krallığı, Trabzon Rum İmparatorluğu bunların başlıcalarıydı.
3, ORDU
Anadolu Selçuklu Devleti'nde ordu, başlıca şu bölümlerden oluşuyordu:
Gulamân-ı saray: Hükümdara bağlı olan bu askerler değişik milletlerden küçük yaşlarda satın alınan veya toplanan çocuklardan meydana gelirdi. Bunlar gulâmhane denilen ocaklarda yetiştirilirlerdi.
Hassa askerleri: Savaşta hükümdarın yanında bulunan bu askerler, Selçuklu ordusunun çekirdeğini oluşturuyordu. Bu kuvvetlere sipahi adı da veriliyordu. Fakat bunlar tımarlı sipahilere benzemiyordu. Tımarlı sipahiler kendilerine ayrılan dirliklerde oturdukları halde bunlar başkente yakın garnizonlarda otururlardı.
Sipahiler: Kendilerine maaş yerine ikta (dirlik) verilen atlı askerlerdi (tımarlı sipahiler).
Bağlı devlet ve beylik askerleri: Anadolu Selçuklularına bağlı olan devlet ve beyliklerin istenildiği zaman gönderdikleri askerlerdir.
Türkmen birlikleri: Sınır boylarında savaşa hazır durumda bulunan kuvvetlerdir. Bu kuvvetler, başlarında bulunan beylerin yönetiminde savaşırlardı.
Ücretli askerler: Anadolu Selçuklu Devleti'nin yükselme döneminde topladığı Rum, Frank ve Ruslardan oluşan kuvvetlerdi. Devlet, Baba İshak Ayaklanması'nın bastırılmasında bu askerlerden yararlanmıştır.
Gönüllüler: Genellikle savaş bölgelerine yakın sınır boylarından orduya katılan kuvvetlerdi.
Anadolu beyliklerinde orduların tamamına yakın bir kısmı, Türkmen birliklerinden oluşurdu. Anadolu Selçuklularında olduğu gibi, askerler yaya ve atlı olmak üzere iki bölüme ayrılsa da, ordunun çoğunluğunu atlılar oluştururdu. Ordu komutanına Emirü'l-Ümera denirdi.
Donanma:
Büyük Selçuklu Devleti bir kara devleti niteliğinde olduğu için denizciliğe fazla önem vermemişti. Ancak, Anadolu Selçukluları, üç tarafı denizlerle çevrili olan Anadolu'da denizciliğe önem vermenin gerekli
4- DİN
Anadolu Selçukluları ve beylikler İslam dininin Sünni inanç kurallarını benimsemişlerdir Sünni mezhepler içinde Anadolu’da en yaygın olanı Hanefilik idi. Anadolu Selçuklu Devleti, İslamiyet’in gaza inancı ile Türkmenlerin fetih anlayışını birleştiren siyasi bir kuruluştur. Bu nedenle Anadolu’da fetih hareketi, alperenlik ve İslam’ı yayma anlayışında olan fütüvvet hareketiyle paralel yürümüştür.
Tasavvuf düşüncesi Anadolu’da oldukça yayılmıştır. Tasavvuf düşüncesini benimseyen ve yaşayanlara sufi denirdi. Sufiler, Allaha giden yol anlamında tarikatlar kurmuşlardır. Bu yolda gidenlere derviş veya mürit denirdi. Tarikatların başında bulunanlara pir, baba ve dede denirdi.
Selçuklular ve beylikler döneminde Anadolu’da faaliyet gösteren başlıca tarikatlar şunlardır:
· Yesevilik: Kurucusu Hoca Ahmet Yesevidir.
· Babailik: Kurucusu Baba İlyastır.
· Bektaşilik: Kurucusu Hacı Bektaş Velidir.
· Ekberilik: Kurucusu Muhyiddin-i Arabidir.
· Mevlevilik: Kururcusu Mevlana Celalettin-i Rumi’dir.
Anadolu’da bu tarikatlardan başka Nakşibendîlik, Kadirilik, Rufailik ve Kübrevilik gibi birçok tarikat faaliyet göstermiştir.
Abdalan-ı Rum (Anadolu dervişleri teşkilatı), Bacıyan-ı Rum (Anadolu kadınları teşkilatı) ve Gaziyan-ı Rum (Anadolu gazileri teşkilatı) gibi Anadolu’da faaliyet gösteren dini nitelikli örgütlerde mevcuttu.
5- HUKUK
Anadolu Selçukluları ve beylikler döneminde hukuk; Şer’i(İslam Hukuku) ve Örfi Hukuk olmak üzere ikiye ayrılırdı.
Evlenme, boşanma, miras, nafaka, alacak ve vakıflar ile ilgili davalar şer’i hukuk kuralları ile çözümlenirdi. Bu davalara bakan kişilere kadı denirdi. Şer’i mahkemelere bakan kadıların başkanına kadi’l kudat denirdi ve Konya’da otururdu.
Şer’i mahkemelerin görev alanları dışındaki anlaşmazlıkları görüşen ve çözümleyen mahkemelere Örfi mahkemeler denirdi. Kanunlara uymayanlar ve güvenleri bozanlar örfi yargıya göre yargılanırdı. Örfi yargı sisteminin başında bulunan kişiye emir-i dad denirdi.
Askeri davalara bakan kişilere kadıasker denirdi.
Başkanlığını hükümdarın yaptığı ve ağır siyasi suçlara bakan mahkemelere de Divan-ı Mezalim denirdi.
6- TOPRAK YÖNETİMİ
Devlete ait topraklara miri arazi denirdi. Devlet toprakların boş kalmaması için halkın kullanımına açmıştır. Böylece devlet hem tarımsal faaliyetleri desteklemiş ve arttırmış, hemde ikta arazileri sayesinde hazineye yük olmadan binlerce asker beslemiştir.
Anadolu Selçukluları ve beylikler döneminde topraklar dört kısma ayrılırdı:
· Has Arazi: Geliri hükümdara ayrılan topraklardır.
· İkta Arazi: Ordu mensuplarına ve devlet memurlarına hizmet ve maaş karşılığı verilen topraklardır.
· Mülk Arazi: Devlet adamlarına, başarılarından dolayı verilen topraklardır.
Vakıf Arazi: Gelirleri hayır kuruluşlarına bırakılan topraklardır.
7- FİKİR, DİL VE EDEBİYAT
Anadolu Selçukluları ve Beylikler döneminde yaşayan başlıca bilim adamları şunlardır:
Muhyittin Arabi: Tasavvufun gelişmesinde rolü büyüktür. Vahdet-i Vücut görüşünü savunmuştur.
Sadrettin Konevi: Muhyittin Arabi’nin fikirlerini yaymış ve Ekberilik tarikatını kurmuştur.
Mevlana Celalettin-i Rumi: Büyük Türk mutasavvıfı. Mesnevi, Divan-ı Kebir Fihi Mafih, Mektubat eserleri kendisine aittir.
Hacı Bektaş Veli: Türk mutasavvıfı. Makalat adlı eseri vardır.
Seyfeddin Amidi, Kudbettin Şirazi, Hacı paşa, Kadı Siracettin, Mehmet Ravendi, İbn-i Bibi, Kerimuddin Aksarayi, Eflaki ve Caca Bey önemli bilim adamlarıdır.
Dil ve Edebiyat
Anadolu Selçuklularında bilim dili Arapça, edebiyat dili Farsça idi. Halk ise Türkçe konuşuyordu. Beylikler döneminde ise hem bilim ve edebiyat hem de resmi dil Türkçe idi.
Karamanoğlu Mehmet Bey, 1277 yılında Türkçeyi resmi dil ilan etmiştir.
Halk edebiyatının en önemli örnekleri Battalname ve Danişmentnamedir. Dede Korkut Hikâyeleri ve fıkralar(Nasrettin Hoca fıkraları) halk edebiyatının diğer örnekleridir. 14. yüzyılda Anadolu’da milli bir edebiyat doğmuştur. Bunun temsilcileri Şeyh Ahmet Gülşehri ve Âşık Paşa’dır.
Tasavvuf edebiyatı Moğol istilasından sonra Anadolu’da yayılmıştır. Mevlana, Ahmet Fakih, Şeyyad Hamza ve Sultan Veled ünlü tasavvuf şairleridir. 13. yüzyıldan itibaren Anadolu’da Milli bir tasavvuf edebiyatı doğmuştur. Bu edebiyatın en büyük şairi Yunus Emre’dir. Şiirlerini Divan ve Risaletü’n-Nushiye adlı eserlerinde toplamıştır.
13. yüzyıl sonlarından itibaren Anadolu Selçuklularında Divan Edebiyatı da gelişmiştir. Bu dönemin ilk divan şairi Hoca Dehhani’dir. Bu edebiyatın diğer önemli bir temsilcisi de Germiyanlı Ahmedi’dir.
8- EKONOMİK HAYAT
Anadolu Selçuklu Devleti’nin ekonomisi tarım, hayvancılık sanayi, madencilik ve ticarete dayanıyordu.
Demircilik, bakırcılık, dokumacılık, dericilik ve silah sanayi başlıca gelişen sanayi dalları idi.
Ticareti geliştirmek ve ticaret yollarının güvenliğini sağlamak Anadolu Selçuklu Devleti’nin ana politikalarından biri olmuştur. Anadolu’yu bir ticaret merkezi haline getirebilmek için Akdeniz (Antalya, Alanya) ve Karadeniz’deki (Samsun, Sinop, Suğdak) önemli liman şehirleri ele geçirilmiş ve diğer devletlerle ticaret antlaşmaları imzalanmıştır.
Ticari faaliyetleri geliştirmek için kervansarayların yapımına hız verilmiş ve ilk defa devlet sigorta sistemi uygulanmıştır.
Maliye Ve Para
Maliye işlerine Divan-ı İstifa bakardı. Gümrük, cizye, öşür, haraç, maden gelirleri, hayvan sürülerinden alınan vergiler, Pazaryerlerinde alım satımdan alınan vergiler, bağlı devlet ve beyliklerin verdiği vergiler, hediyeler ve ganimetler başlıca gelirlerdir. İki türlü hazine vardır; Hazine-i Amire – devlet hazinesi, Hazine-i Hassa – Hükümdarın şahsına ait hazine.
Türkler Anadolu’ya geldiklerinde bir süre yerli halkın kullandığı Bizans parasını kullanmak zorunda kaldı. İlk Selçuklu paraları önce bakır sonra gümüş ve altından basıldı. Gümüş paraya dirhem, altın paraya dinar demişlerdir. İlk para Sultan Mesut tarafından bastırılan bakır paradır.Altın paralar 13.yüzyılda bastırıldı.
ANADOLU SELÇUKLULARI VE BEYLİKLER DÖNEMİNDE MİMARİ
ARTUKLU DÖNEMİ ESERLERİ – ( 1102 – 1409 ) Diyarbakır, Harput, Mardin.
Anadolu’da ilk köprüleri yaptılar.
Diyarbakır Artuklu Sarayı
İlk Artuklu Medresesi İlgazi tarafından Halep’te yaptırıldı.
Silvan (Meyyafarkin) Ulu Camii
Mardin Ulu Camii
Harput Ulu Camii
Dunaysır (Kızıltepe) Ulu Camii
Urfa Ulu Camii
Malabadi Köprüsü
DANİŞMENDLİ DÖNEMİ ESERLERİ – ( 1080 – 1178 ) Sivas, Kayseri, Malatya, Tokat, Amasya, Çankırı, Kastamonu
Niksar Ulu Camii
Kayseri Ulu Camii
Kayseri Kölük Camii
Kayseri Melik Danişment Gazi Kümbeti
Tokat ve Niksar Yağıbasan Medreseleri – Anadolu’daki ilk medrese.
Emir Gazi Kümbeti
SALTUKLU DÖNEMİ ESERLERİ - ( 1072–1202 ) Erzurum
Erzurum Kale Camii
Erzurum Ulu Camii
Tepsi Minare ( Saat Kulesi )
Mama Hatun Kervansarayı ve Kümbeti
Erzurum, Emir Saltuk Kümbedi
MENGÜCEKLİ DÖNEMİ ESERLERİ – ( 1080 – 1228 ) Erzincan, Kemah, Şebinkarahisar, Divriği
Divriği Külliyesi
Divriği Kale Camii
Divriği Ulu Camii ve Şifahanesi
Kayıtbay Camii
Divriği Külliyesi
ANADOLU SELÇUKLU CAMİİLERİ
Konya Alâeddin Camii – 1155–1219
Niğde Alâeddin Camii - 1223
Malatya Ulu Camii - 1224
Sivas Ulu Camii
Konya, Sahip Ata Camii
Afyon Ulu Camii – Ağaç direklidir.
Sivrihisar Ulu Camii – Ağaç direklidir
Kayseri Huand Hatun Camii - 1238
Amasya Burmalı Minare Camii – 1237 – 1247
Sinop Ulu Camii (Alâeddin Camii) – 1267
Amasya, Gökmedrese Camii - 1266 – 1267
Ayaş Ulu Camii
Kayseri Develi Ulu Camii – 1281- Anadolu Selçukluları’nın son camisidir.
BEYLİKLER DÖNEMİ CAMİİLERİ
Manisa Ulu Camii
Antalya Yivli Minare Camii
Aksaray Ulu Camii
Niğde Sungur Bey Camii
Kütahya Kurşunlu Camii
Kütahya Hisarbey Camii
Birgi Ulu Camii
Selçuk İsa Bey Camii
Milas Hacı İlyas Camii
Milas Ulu Camii
Beyşehir Ulu Camii
ANADOLU SELÇUKLU MESCİTLERİ- Minberi olmayan küçük camilerdir. Tek kubbeli veya düz çatılıdır.
Konya, Taş Mescit - 1215
Konya, Sırçalı Mescit
Konya, Karatay Mescidi - 1248
Konya, Hoca Hasan Mescidi
Konya Erdemşah Mescidi
Çankırı Taş Mescid
Akşehir, Küçük Ayasofya Mescidi
Akşehir, Güdük Minare Mescidi - 1226
Harput, Alaca Mescit (Arap Baba Mescidi) - 1279
MEDRESELER – Türk İslam devletlerinde bilim ve düşünce hayatının merkezidir. Anadolu Selçuklu ve Beylikler döneminin en önemli eğitim ve öğretim kurumlarıdır.
v Anadolu’da ilk medrese ilk beylikler dönemindeDanişmendlilerin yaptırdığı Tokat ve Niksar’daki Yağıbasan Medreseleri’dir.
v Anadolu Selçuklularında ilk medrese 1193’de Kayseri Koca Hasan Medresesi’dir.
Anadolu Selçuklu Medreseleri
Konya Karatay Medresesi ( 1251 )– Anadolu Selçuklu Veziri Karatay adına yapılmıştır.
Konya Altun Aba Medresesi
Konya İnce Minareli Medrese( 1260 ) – A.Sel. Veziri Sahip Ata yaptırmıştır.
Konya Sırçalı Medrese ( 1242 )
Sivas Gök Medrese – A. Sel. Veziri Sahip Ata tarafından yaptırılmıştır. Kapısının kenarında yaprak motifi vardır. Bunun üst kısmında Orta Asya hayvan takvimi yerleştirilmiştir.
Sivas Burûciye Medresesi
Sivas Şifaiye Medresesi
Kırşehir Cacabey Medresesi ( 1272 – 1273 )
Kayseri Huand Hatun Medresesi
Akşehir Taş Medrese
Amasya Gökmedrese.
Erzurum Çifte Minareli Medrese – Anadolu’nun en büyük medresesidir.
Beylikler Dönemi Medreseleri
Eğirdir Dündar Bey Medresesi
Niğde Ak Medrese
Karaman Hatuniye Medresesi
Kastamonu Köşk Medrese
Korkuteli, Emir Sinaneddin Medresesi
KÜMBET VE TÜRBELER – mezar anıtlardır.
Türbe: Dört duvarının üzeri kubbe ile örtülü olanlarına denir.
Kümbet: Silindirik, çokgen gövdeli, konik veya piramit çatılı olanlarına denir. Esasını Türkmen çadırlarından almıştır.
İlk Beylikler Dönemi
Divriği Sitte Melik
Erzurum Emir Saltuk
Kayseri Melik Danişment Gazi
Erzincan – Tercan Mama Hatun kümbetleri
Anadolu Selçukluları Dönemi
Konya II. Kılıçarslan Kümbeti
Kayseri Döner Kümbet
Kırşehir Cacabey Kümbeti
Ahlat Ulu Kümbet
Niğde Hüdavent Hatun Kümbeti
Moğol Hâkimiyeti Dönemi Eserleri
Amasya, Şifahane
Erzurum, Yakutiye Medresesi
Niğde, Hüdavend Hatun Kümbedi
Tokat, Nureddin İbn Sentimur Kümbedi
Sivas Çifte Minareli Medrese ( ilhanlıların veziri Şemseddin Cüveyni yaptırdı.
TEKKE VE ZAVİYELER
Konya Sırçalı Sultan Miskinler Tekkesi
Konya Sahip Ata Hankâhı Tekkesi
Tokat Sümbül Baba Zaviyesi
Tokat Hilafet Gazi Zaviyesi
KÜLLİYELER – Camiyle birlikte kurulan medrese, kütüphane, imaret, hastahane ve hamam gibi yapıların bütünüdür.
Anadolu’nun en eski külliyesi Mengücekliler dönemine ait Divriği Külliyesi’dir.( İlk beylikler dönemi )
İlk Selçuklu külliyesi Kayseri Huant Hatun Külliyesi’dir.
Kayseri Hacı Kılıç Külliyesi
Konya Sahip Ata Külliyesi
Sivil mimari eserleri ; köşkler ve saraylar, evler, hanlar, kervansaraylar, darüşşifalar, çarşılar, hamamlar ve köprüler..
Anadolu Selçuklu Dönemi Sivil Mimari Eserleri
Kubadiye ve Kubadabat Sarayı, Alaiye Sarayı, Haydar Bey Köşkü, Hızır İlyas Köşkü.
KERVANSARAYLAR – Küçüklerine han, sultanlar tarafından yaptırılanına Sultan Hanı denir.
Anadolu’da yapılan ilk kervansaray II. Kılıçarslan zamanında tamamlanan Aksaray – Kayseri yolu üzerindeki Alay Han’dır.
Konya – Aksaray yolu üzerindeki Sultan Hanı ile Kayseri – Sivas yolu üzerindeki Sultan Hanı dönemin en büyük iki kervansarayıdır.
Antalya – Alanya arasında Alara Han, Antalya – Isparta arasında İncir ve Kıkgöz Hanları, Antalya – Alanya arasında Şarapsa Han, Akşehir – Çay yolunda İshaklı Han, Sivas – Malatya arasında Hekim Han, Afyon – Denizli arasında Ak Han, Antalya – Isparta yolu üzerindeki Evdir Han önemli örneklerdir.
DARÜŞŞİFALAR – Günümüzün hastahaneleridir. Darüşşifa veya bimarhane de denilmiştir.
Kayseri Gevher Nesibe Hatun darüşşifası – Anadolu’nun en ünlü ve en eski darüşşifasıdır.
Diğer ünlü ve büyük hastanelerden birisi de I. İzzeddin Keykavus darüşşifasıdır.
Aksaray’da Alâeddin Keykubat, Divriği’de Turan Melik, Amasya’da Torumtay, Tokat’ta Müineddin Pervane dönemin önemli hastaneleridir.
Anadolu Türklerinin yaptığı ilk mimari eserler camiiler olmuştur.
SANAT
Çini Sanatı: Mimaride yüzeyleri süslemek için kullanılan bir yüzü sırlı pişmiş toprak levhalara çini denir.
Kuş, balık figürleri, bitki desenleri ve yıldız geometrik motifler en çok kullanılan süsleme desenleridir. Konya Sırçalı Medrese ve Karatay Medresesi çini sanatının en güzel örnekleridir.
Dış mimaride en çok taş işçiliği kullanılmıştır.
Diğer Sanatlar
Minyatür, heykel, hat sanatı, tezhip ve cilt sanatı, halı ve kilimcilik, ağaç işçiliği diğer sanatlardır. Ordu müziğinin başlangıcı olan nevbet, Mevlevi ve ahi ayinlerinde görülen müzik ve raks tasavvuf müziğinin örneklerini teşkil etmiştir.
Anadolu Selçukluları ve beylikler armalarında ve paralarında arslan resmi kullanmışlardır. Selçukluların sembolü haline gelen çift başlı kartal ve diğer hayvan figürleri Konya surlarında kullanıldı