Türklerin İslamiyeti Kabulü

TÜRKLERİN İSLAMİYETİ KABULÜ

 

Hz. Ömer zamanında, Kadisiye (636) ve Nihavent (642) savaşları sonucunda Sasani Devleti’nin yıkılması ve bu devletin topraklarının Müslümanların eline geçmesiyle Türklerle Müslümanlar komşu olmuşlardır.

Hz. Ömer döneminde küçük çatışmalar olmakla beraber asıl savaşlar Hz Osman döneminde başlamıştır. Bu dönemde Hazarlar ve Türgişler ile savaşlar yapılmıştır.

Hz. Ali dönemi iç karışıklıklarla geçtiği için bu dönemde Türklerle Müslümanlar arasındaki mücadeleye pek rastlanmaz.

Türklerle Müslümanlar arasındaki şiddetli savaşlar Emeviler döneminde yaşanmıştır. Bu dönemde Kuteybe Bin Müslim yönetimindeki Emevi orduları Semerkant ve Buhara’yı ele geçirip bütün Maveraunnehir’e sahip oldular(715). Emeviler, Maveraünnehir’deki Türklere yoğun şiddet ve baskı uygulayıp birçoğunu öldürdüler. Türk kentlerini yağmalayıp yakıp yıktılar. Müslümanlığı kabul etsin-etmesin herkese ağır vergiler yüklediler.


NOT: Emevilerin, Arap milliyetçiliği davası gütmeleri (Arapları birinci sınıf vatandaş, diğer Müslüman olan toplumları ikinci sınıf vatandaş olarak görmeleri), devletin önemli kademelerine Arap olanları getirmeleri Türklerin bu dönemde Müslüman olmalarını engellemiştir.

Türgişler Sulu Han zamanında saldırıya geçerek daha önceden kaybettikleri şehirleri geri aldılar. Sulu Han’dan sonra yerine geçen Bağa Tarkan döneminde de Türk- Emevi savaşları devam etti. Ancak Bağa Tarkan’ın pusuya düşürülerek öldürülmesi sonucunda Türgişler Devleti dağıldı. Bundan sonra, bu bölgede Emevilerle mücadele edecek başka bir Türk devleti kalmadı. Türkler, batıdan ilerleyen Araplarla, doğudan ilerleyen Çinliler arasında kaldılar.


NOT: Türgiş Devleti, Emevilerin Orta Asya’ya girişini uzun süre engellemişlerdir.

750 yılında Horasanlı bir Türk olan Ebu Müslüim Horasani’nin başlattığı isyan sonucunda Emevi Devleti yıkıldı ve Abbasi Devleti kuruldu. Abbasilerin yönetime gelmesiyle Türk-Arap ilişkilerinde olumlu yönde gelişmeler görülmeye başlandı.

Müslümanların Türk topraklarına akınlarda bulunması ve Türk şehirlerini teker teker ele geçirmesi üzerine Türkler bölgenin en büyük gücü olan Çin’den yardım istemişlerdir. Çin Türklerin bu yardım teklifini kabul ederek hazırladığı ordu ile harekete geçmiştir. Çin ordusu bu hareketi sırasında geçtiği Türk şehirlerini yağmalamış ve Türklere karşı kötü bir tutum sergileyerek Türk hâkimiyetine zarar verici davranışlarda bulunmuştur. Bağımsızlıklarına büyük bir önem veren Türkler Çinlilerin bu davranışları Türklerin tepkisine neden olmuştur.

Çin ordusu ile Salih Bin Ziyad komutasındaki İslam ordusu Talas Irmağı kıyısında karşı karşıya geldiler. Türkler, bu savaşta Müslümanların yanında yer aldılar. Çin tehlikesini yakından hisseden Karluk Türkleri, Abbasi ordusuna destek vererek Talas savaşı’nın Müslümanların zaferiyle bitmesini sağladılar (751).

Bu savaşta yenilen Çin, Türkistan’ı boşaltarak doğal sınırlarına çekilmek zorunda kalmıştır.


Talas Savaşı’nın Sonuçları:

Türklerle Müslümanlar arasındaki savaşlar sona ermiş ve iki taraf arasında dostluk dönemi başlamıştır.

Bu savaş sonucunda Türkler arasında İslamiyet hızla yayılmaya başlamıştır.

Türklerle Müslümanlar arasında ticari ilişkiler artmıştır.

Çinlilerin batıya doğru ilerleyişi durmuş ve Türkistan’ın Çin egemenliği altına girmesi engellenmiştir.

Türk-İslam tarihi başlamıştır.

Dünya kültür tarihi açısından önemli bir yere sahip olan kâğıt, ilk kez Çin dışında Semerkant’ta üretilmeye başlanmıştır.

Türkler Abbasi Devleti’nin çeşitli kademelerinde görevler almaya başladılar.

Türklerin Müslüman Olmalarını Kolaylaştıran Nedenler:

Türklerdeki Gök Tanrı inancı ile İslamiyet’teki tek Allah inancının benzerlik göstermesi.

Türklerdeki ahlak inancı ile İslamiyet’teki ahlak inancının benzerlik göstermesi.

İslamiyet’teki diğer dünya inancı, cennet, cehennem ve kurban gibi kavramların Türklerde de olması.

Türklerdeki cihan hâkimiyeti mefkûresi ile İslamiyet’teki cihat anlayışının benzerlik göstermesi.

Türklerdeki ozan ve kamların, İslam evliyaları ve dervişleriyle benzerlik göstermesi.

Abbasilerin Türklere iyi davranmaları ve onlara devletin önemli kademelerinde yer vermesi.

 Türklerin İslam Dünyasına Hizmetleri

İslam dünyasını dış saldırılara karşı korumuşlardır.

İslamiyet’in geniş alanlara yayılmasını sağlamışlardır.

Halifeyi ve halifelik kurumunu koruyarak devamını sağlamışlardır.

Tüm Müslümanları bir çatı altında toplamışlardır.

İslam kültür ve medeniyetini geliştirerek geniş alanlara yaymışlardır.

NOT: İslamiyet Türklerin milli karakterlerini korumalarını sağlamıştır. Hıristiyan ya da Budist olan Türkler zamanla benliklerini kaybettikleri halde, Müslüman Türkler, Türk olma özelliğini korumuşlardır ( Hatta Türk ve İslam kelimeleri ayrılmaz bir bütün olarak kabul edilmiştir. Müslüman Türkler, Müslüman olmayan Türkleri, Türk olarak kabul etmemişlerdir).


TÜRK-İSLAM DEVLETLERİ

1-  TOLUNOĞULLARI(868–905)

Abbasi Devleti’nin içerisinde çeşitli görevlere getirilen Türkler, zamanla Abbasi Devleti’nin zayıflamasından yararlanarak devlet içinde önemli bir güç haline gelmişlerdir. Bunlardan biride Tolunoğlu Ahmet’tir. Mısır’a vali olarak atanan Tolunoğlu Ahmet, emrindeki Türk askerlerine dayanarak merkezi Fustat olan devletini kurarak (868), Mısır’daki bin yıllık Türk hâkimiyetinin öncüsü olmuştur. 16 yıl süren hükümdarlığı sırasında Mısır’daki iç isyanları bastırmış, Suriye, Filistin ve Bingazi^yi ele geçirerek devletini güçlü bir duruma getirmiştir.

Tolunoğlu Ahmet’in 884 yılında ölümü üzerine yerine oğlu Humâraveyh geçmiştir. Humarâveyh kızını Abbasi halifesi ile evlendirerek hâkimiyetini dostane bir şekilde sürdürmüştür.

Humâraveyh’in ölümünden sonra devlet eski gücünü koruyamayarak zayıflamıştır. Tolunoğlu Devleti içindeki taht mücadelesinden yararlanan Abbasiler 905 yılında Mısır’ı ele geçirerek bu devlete son vermiştir.

Ø  Tolunoğulları Devleti Mısır’da kurulan ilk Türk-İslam Devleti’dir.


2-  IHŞİDİLER (AKŞİTLER) (935–969)

Tolunoğulları Devleti’nin ortadan kaldırılmasından sonra Abbasiler Mısır’ı 30 yıl süreyle doğrudan Bağdat’tan idare etmişlerdir. Abbasiler, Muhammet Ebubekir’i Mısır’a vali olarak göndermişlerdir. Mısır valiliğine atanan Muhammet Ebubekir 935 yılında bağımsızlığını ilan etmiştir. Ordusunu güçlendirdikten sonra Suriye, Hicaz ve Filistin’i ele geçirerek sınırlarını genişletmiştir.

Muhammet Ebubekir’in ölümünden sonra (946) yerine geçen çocukları döneminde iç karışıklıklar eksik olmamış ve Fatımiler 969 yılında bu devlete son vermişlerdir.

Ø  Ihşidiler Devleti Mısır’da kurulan ikinci Türk-İslam Devleti’dir.

NOT: Yöneticileri ve orduları Türk olmasına rağmen, egemenlikleri altındaki halkın Türk olmaması (Arap olması) Tolunoğulları ve Ihşidiler Devletlerinin kısa sürede yıkılmalarında etkili olmuştur.


3-  KARAHANLILAR (840–1212)

İlk Müslüman Türk Devleti olan Karahanlıları; Karluk, Yağma ve Çiğil Türkleri kurmuştur (840). Başkenti Balasagun Olan bu devletin bilinen ilk hükümdarı Bilge Kül Kadır Han’dır. Bilge Kül Kadir Han’dan sonra Arslan Han ve Oğlcak Han devletin başına geçmişlerdir. Bu dönemde Samanoğulları ile mücadele edilmiştir.

Karahanlılar hükümdarları Satuk Buğra Han zamanında İslam Dinini benimsemişlerdir(934). Karahanlılar en güçlü dönemlerini Yusuf Kadir Han zamanında yaşamıştır. Karahanlı Devleti daha sonra batı ve doğu olmak üzere ikiye ayrılmış (1042), Doğu Karahanlılar’a Karahitaylar (1211), Batı Karahanlılara da Harzemşahlar son vermiştir (1212).

NOT1: Karahanlı Devletine bu ismin verilme nedeni, hükümdar unvanları arasında kara ( kuvvetli ) sıfatına çok rastlanmasıdır.

NOT2: Orta Asya’da kurulan ilk Müslüman-Türk Devleti olan Karahanlılar Türk-İslam kültür ve medeniyetinin temelini atmışlardır.

NOT3: Karahanlı Devleti Türklerin yoğunlukta olduğu bir coğrafyada ( Türkistan=Orta Asya ) kurulduğu için, Türk dili ve Türk Kültürüne büyük önem vermişler ve Türklerin İslamiyet’e geçişlerinde bir köprü vazifesi görmüşlerdir.

NOT4- Buhara, Kaşgar, Semerkant, Talas, Fergana gibi şehirleri birer ilim ve kültür merkezi haline getirmişlerdir.


4-  GAZNELİLER (963–1187)

Bugünkü Pakistan, Hindistan, Afganistan bölgesinde kurulmuş bir Türk Devletidir. Kurucusu Alp Tigin’dir. Alp Tigin başlangıçta Samanoğuları Devleti’nin bir komutanı iken Samanoğulları ile arası açılınca bir grup Türk askeri ile Gazne şehrine gelmiş ve burada Gazneliler Devletini kurmuştur.

     Ganzeliler Sebük Tigin zamanında güçlendiler. Sebük Tigin’den sonra hükümdar olan Gazneli Mahmut ( Sultan Mahmut) zamanında Gazneliler Devleti en güçlü dönemini yaşadı. Sultan Mahmut Hindistan üzerine on yedi defa sefer yaptı. Sultan Mahmut’un Hindistan ile bu kadar çok ilgilenmesinin sebebi, İslam Dinini bu ülkeye yaymak ve bu ülkenin zenginliklerini ele geçirmekti.

     Sultan Mahmut’un ölümünden sonra Devletin başına Sultan Mesut geçti. Sultan Mesut zamanında Selçuklu-Gazneli mücadelesi artmaya başladı. İki Türk Devleti 1040 yılında Dandanakan savaşında karşı karşıya geldiler. Dandanakan Savaşını Büyük Selçuklu Devleti kazandı. Bu savaşta yenilen Gazneliler bir daha kendilerini toparlayamadılar.1187 yılında Gurlular tarafından yıkıldılar (Gurlular Afganistan’ın yerli halkıdır).

NOT1: Tarihte “sultan” unvanını ilk kullanan Türk hükümdarı Sultan Mahmut olmuştur.

NOT2: Gazneli Devleti kurulduğu bölgede Türklerin yoğunluğu fazla değildi. Bu devlette Türkler daha çok yönetim ve askeri alanda ağırlıklarını hissettirmişlerdir. Halkın büyük bir bölümü Türk değildi. Bu durum devletin çabuk yıkılmasında önemli rol oynamıştır.

NOT3: Bugünkü Pakistan’ın oluşumunda ve Hindistan’da İslamiyet’in yayılmasında en büyük pay Gazneli Devletine aittir.


5-   BÜYÜK SELÇUKLU DEVLETİ VE ONLARA BAĞLI DEVLETLER (1040–1157)

Büyük Selçuklu Devleti’ni kuranlar Oğuz Türkleridir. Oğuz kelimesi boylar, kabileler anlamına gelmektedir. Türklerin en büyük boyu olan Oğuzlar, Türk tarihinde çok büyük rol almış birçok devletin kurucusu olmuşlardır. Oğuzlar, Bozok ve Üçok olmak üzere iki ana kola ayrılmaktadır. Bu iki koldan 24 Oğuz boyu meydana gelmektedir.

OĞUZ KAĞAN

                        1- ÜÇOKLAR                                     2. BOZOKLAR                          

DENİZHAN  -    DAĞHAN  -       GÖKHAN -       YILDIZHAN - AYHAN  -     GÜNHAN

 IĞDIR             SALUR            BAYINDIR         AVŞAR          YAZIR           KAYI   

 BÜĞDÜZ         ALAYUNTLU     ÇAVULDUR        BEĞDİLİ       DODURGA     BAYAT

 YİVA              EYMÜR           ÇEPNİ               KARGIN        DÖĞER         ALKAEVLİ 

 KINIK             YÜREĞİR         BEÇENE            KIZIK            YAPARLI       KARAEVLİ

Büyük Selçuklu Devleti’ni Oğuz Türklerinin Üçok koluna mensup Kınık Boyu kurmuştur.

Başlangıçta Selenga ırmağı civarında yaşayan Oğuzlar, Göktürk Devletinin yıkılmasından sonra batıya göç ederek Aral gölü ve Hazar denizi arasındaki topraklara yerleşmişlerdir. Oğuz Türkleri bu bölgede Oğuz Yabgu Devletini kurmuşlardır. Oğuz Yabgu Devletinin komutanlarından olan Selçuk Bey Hükümdarla arası açılınca kendisini destekleyen askerleri ile ayrılarak Cent şehrine geldi. Müslümanlarla sınır şehri olan burada İslam Dini’ni benimsedi. Bu şekilde Büyük Selçuklu Devleti’nin temelleri atılmış oldu.

Selçuk Bey ölünce yerine Arslan Bey geçti. Ancak Gazneli Mahmut Arslan Bey’i esir alınca yerine yeğenleri olan Tuğrul ve Çağrı Beyler geçti.

Tuğrul ve Çağrı Beyler birlikte Büyük Selçuklu Devleti’ni yönetmeye başladılar. Bu sıralarda Oğuz Türkleri bulundukları coğrafyaya sığmıyorlar, kendilerine yeni yurtlar arıyorlardı. Çağrı Bey komutasında ki küçük bir Türk birliği ilk defa Anadolu ‘ya akın yaptı(1015–1021). Bu akınlar keşif amacını taşıyordu. Anadolu tanımak ve burada kurulu olan Bizans Devleti’nin gücünü sınamak için yapılıyordu. Büyük Selçuklu Devleti giderek güçlenip Horasan’ı ele geçirince Gazneli Devleti ile araları açıldı. İki taraf 1040 Dandanakan Savaşında karşı karşıya geldiler. Dandanakan Savaşını Büyük Selçuklular kazandı. Bu şekilde Selçuklu Devleti resmen kurulmuş oldu.


Dandanakan Savaşı’nın Sonuçları:

1. Büyük Selçuklu Devleti resmen kuruldu.

2. Horasan toprakları kesin olarak Selçukluların eline geçti.

3. Bu savaştan kısa bir süre sonra Selçuklular bir imparatorluk haline gelerek İslam Dünyası’nın siyasi lideri oldu.

4. Bu savaşı kaybeden Gazneliler kendilerini bir daha toparlamayarak yıkılış sürecine girdi.

Devlet kurulduktan sonra Anadolu’nun fethine büyük bir önem verilmiş ve bu dönemde Anadolu’ya Türk akınları artarak devam etmiştir. Yapılan bu akınların birinde İbrahim Yinal ve Kutalmış komutasındaki Türk ordusu ile Bizans ordusu Erzurum yakınlarındaki Pasinler de karşı karşıya geldiler.


Pasinler Savaşı’nın Nedenleri:

1. Selçukluların Anadolu’ya yönelik akınları.

2. Bizans’ın Türklerin Anadolu’ya yapılan akınlarını durdurmak istemesi

3. Bizans’ın Anadolu’da yeniden otorite kurmak istemesi

Türklerin Anadolu’nun fethi için Bizans’la yapmış olduğu bu ilk savaşı Türk ordusu kazandı (1048).

Bu tarihlerde Abbasi halifesinin gücü azalmış, Şii Büveyhoğullarının baskısı altına girmişti. Zor durumda kalan Abbasi halifesi Tuğrul Bey’den yardım istedi. Tuğrul Bey Halifenin isteğini kabul etti. Bağdat’a giren Tuğrul Bey halifeyi Büveyhoğullarından kurtardı. Bundan sonra Abbasi halifeleri Büyük Selçuklu Devleti’nin koruması altına girmiş oldu. İslam Dünyasında siyasi ve askeri güç tamamen Türklerin eline geçmiş oldu. Abbasi halifelerinin sadece dini nitelikleri kaldı.

Tuğrul Bey ölünce yerine Çağrı Bey’in oğlu olan Alparslan geçti. Sultan Alparslan döneminin en önemli olayı Malazgirt savaşıdır. 


Malazgirt Savaşı’nın Nedenleri:

1- Selçukluların Orta Asya’dan topraklarına yapılan Türk göç dalgalarını Anadolu’ya yönlendirmeleri

2- Anadolu’nun Türkler tarafından yurt edinme isteği

3- Bizans’ın Türkleri Anadolu’dan atarak Anadolu’ya yeniden egemen olma isteği

1071 yılında yapılan Malazgirt savaşını Türk ordusu kazandı. Malazgirt savaşı Türk tarihinde çok büyük bir öneme sahiptir.


Malazgirt Savaşı’nın Sonuçları:

Anadolu’nun kapıları Türklere açılmış oldu.

Anadolu Türklerin yeni yurdu haline geldi.

1071 tarihi, Türkiye tarihinin de başlangıcı oldu.

İslam Dünyası üzerindeki Bizans tehlikesi son buldu.

Bizans’ın kışkırtmaları sonucu haçlı seferleri başladı.

Anadolu’da ilk dönem Türk beylikleri kuruldu.

Alparslan’ın ölümünden sonra yerine oğlu Melikşah geçti. Büyük Selçuklu Devleti, Melikşah zamanında en güçlü dönemini yaşadı. Babası Alparslan döneminde vezir olan Nizamül-Mülk, Melikşah döneminde de bu görevine devam etti.

Melikşah döneminin en önemli iç olayı, Hasan Sabbah’ın siyasi amaçları için başlatmış olduğu Batınilik hareketidir. Bu hareketin amacı Büyük Selçuklu Devletini içeriden yıkmaktı. Batınilik hareketine karşı çok iyi mücadele eden vezir Nizamül-Mülk bir suikastta öldürüldü.

Nizamül-Mülk: Büyük Selçuklu Devleti tarihinde önemli bir role sahip olan devlet adamıdır. Batınilik hareketine karşı çok iyi mücadele yapmıştır. Sünni İslam anlayışını korumak ve güçlendirmek için, ülkenin birçok yerinde medreseler yaptırmıştır. Bu medreselere Nizamiye medreseleri denir.


Büyük Selçuklu Devletinin Yıkılışı

Sultan Melikşah’ın ölümünden sonra yerine önce Berkyaruk sonra da Sencer (Sancar) geçti. Sultan Sencer Büyük Selçuklu Devletinin son büyük hükümdarı oldu. Karahitaylarla yapılan Katvan Savaşında yenilince ülke dağılmaya başladı(1141). Sultan Sencer’in ölümüyle de Büyük Selçuklu Devleti parçalandı(1157).


Büyük Selçuklu Devletinin yıkılma sebepleri şunlardır:

Hanedan üyeleri arasındaki taht kavgaları.

Sultan’ın erkek çocuklarını ( Melik ) yetiştiren Atabeylerin gittikleri eyaletlerde merkezi otoriteden ayrılıp, bağımsız olma istekleri.

Şii Fatimiler ile Batinilerin yıkıcı çalışmaları.

Oğuzların devletle aralarının açılması.

Abbasi halifelerinin Selçuklu etkinliğinden kurtulma istekleri.

Haçlı seferleri.

Bütün bu sebepler yüzünden parçalanan Büyük Selçuklu Devleti üzerinde birçok yeni devlet kuruldu. Bunlar:

Horasan Selçukluları-: Horasan ve Maveraunnehir (Merv)

Anadolu Selçukluları: Anadolu (İznik-Konya)

Kirman Selçukluları: Güney Irak (Kirman)

Suriye Selçukluları: Suriye (Şam)

Irak Selçukluları: Irak ve Azerbaycan (Hemedan)

Atabeylikler: Sultan’ın erkek çocuklarını ( Melik ) yetiştiren bilgili, tecrübeli devlet adamlarına denir. Atabeyler gittikleri eyaletlerde merkezi otoritenin zayıflamasından yararlanarak bağımsızlıklarını ilan ettiler. Kendilerine bağlı küçük atabeylikler kurdular. Bunların en önemlileri şunlardır:

Musul Atabeyliği (Zengiler): Merkezi Musul’dur.

Erbil Atabeyliği (Begtekinoğulları): Merkezi Erbil’dir.

Şam Atabeyliği (Börililer): Merkezi Şam’dır.

Azerbaycan Atabeyliği (İldenizoğulları): Merkezi Tebriz’dir.

Fars Atabeyliği Salgurlular): Merkezi Şiraz’dır.

Büyük Selçuklu Devletinin Türk Tarihindeki Önemi

Büyük Selçuklu Devleti Anadolu’nun fethedilip Türkleşmesini sağladılar.

Haçlı saldırılarına karşı İslam Dünyasını korudular.

İslam Kültür ve Medeniyetinin gelişmesine katkıda bulundular.

Halifeliği koruyarak devam etmesini sağladılar

6-  HARZEMŞAHLAR (1097–1231)

Aral gölünün güneyindeki bölgeye Harezm denir. Bu bölgeyi idare eden kişilere de Harzemşah adı verilir. Harzemşahlar Devletinin kurucusu Atsız‘dır. Bu devlet Sultan Alâeddin Muhammed döneminde en geniş sınırlarına ulaştı. Celaleddin Harzemşah döneminde Moğollarla yapılan savaşı kaybedilince batıya yöneldiler ve Doğu Anadolu’ya geldiler. Bu sıralarda Anadolu ‘da Anadolu Selçuklu Devleti vardı. İki ülkenin bu bölgede hâkimiyet mücadelesine giriştiler. Harzemşahlar ile Anadolu Selçuklu Devleti arasında yapılan ( Yassıçemen) savaşını Anadolu Selçuklu Devleti kazandı(1230). Celaleddin Harzemşah’ın bir süre sonra ölümü ile bu devlet yıkıldı(1231).

NOT: Harzemşahlar kendilerini Büyük Selçukluların mirasçısı olarak kabul etmişler ve Büyük Selçuklu Devleti’nin bıraktığı boşluğu büyük ölçüde doldurmuşlardır.


7-  EYYÜBİLER (1174–1250)

Haçlı saldırılarına karşı Mısır’da bulunana Fatimi Devleti Musul Atabeyinde yardım istedi. Musul atabeyi mısır’a yardım gönderdi. Yardıma giden ordunun komutanı Şirkuh, yeğeni Selahaddin Eyyubi ile beraber Mısır’da Haçlıları yendiler. Bu zafer Selahaddin Eyyubi’ye büyük bir ün kazandırdı. Şirkuh’un ölümünden sonra, Selahaddin Eyyubi Fatimi Devletini kontrolü altına aldı. Kısa sürede Filistin, Suriye, Mısır olmak üzere büyük bir devlet kurdu. Selahaddin Eyyubi’nin ölümü ile ülke parçalandı. Ordu komutanlarından Aybey Mısır ‘da idareyi ele geçirdi ve Memluklar Devletini kurdu.

NOT: 1187 yılında Kudüs Haçlı Krallığı ile yapmış olduğu Hıttin savaşı ile bu devlete son vermiş ve Kudüs’ü geri almıştır. Bu olay üzerine üçüncü Haçlı Seferi düzenlenmiştir.


8- MEMLÜKLER (1250-1517)

Eyyubi Devletinin ordu komutanı olan Aybey tarafından bu devlete son verilerek kurulmuştur. Memluklar hem haçlılarla hem de Moğollarla başarılı savaşlar yaptılar. Moğolları ilk kez Ayn-ı Calut Savaşı’nda yenerek durdurmuşlar ve Mısır ile Suriye’nin Moğol hâkimiyeti altına girmesini engellemişlerdir(1260).

Moğolların son verdiği Abbasi halifeliğini Mısır’da sürdürme politikası izlemişlerdir. Bundaki amaç, Memlük Devleti’ni İslam dünyasının merkezi durumuna getirmekti

Fatih zamanında Memluklu Devleti ile Osmanlı Devletinin arası açıldı. II. Beyazıt döneminde bu ilişkiler savaşa dönüştü. Yavuz Sultan Selim Memluklerle ( Mercidabık–1516 ve Ridaniye- 1517 ) savaşlarını yaparak bu devlete son verdi.

Mısır ve Suriye bölgesini ele geçiren Osmanlı Devleti aynı zamanda Memluklerin kontrolünde olan Abbasi halifeliğine de son verdiler ve halifelik Osmanlı Devletine yani Türklere geçmiş oldu. Aynı zamanda Mısır’da bulunana kutsal emanetler İstanbul’a getirildi. 

 

 
Bu web sitesi ücretsiz olarak Bedava-Sitem.com ile oluşturulmuştur. Siz de kendi web sitenizi kurmak ister misiniz?
Ücretsiz kaydol