Eğitim ve Kültür Alanında Yapılan İnkilaplar
C.EĞİTİM ve KÜLTÜR ALANINDA YAPILAN YENİLİKLER
Eğitim; kişinin iyi bir insan, iyi bir vatandaş olarak yetişmesi amacıyla yapılan çalışmaların tümüdür.
Türk milli eğitimi, Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı görev ve sorumluluklarını bilen vatandaşlar yetiştirmeyi amaçlar.
Eğitimde belirlenen hedeflere ulaşmak için izlenen yola eğitim politikası denir. Milli eğitim politikası belirlenirken, Türkiye Cumhuriyeti’nin dayandığı temel ilkeler olan Cumhuriyetçilik, Milliyetçilik, Halkçılık, Devletçilik, Laiklik ve İnkılâpçılık göz önünde bulundurulur.
Eğitime büyük önem veren Mustafa Kemal, Maarif Vekâleti’nin 15 Temmuz 1921’de Ankara’da topladığı Maarif (Eğitim) Kongresinin açılışını yapmış ve birde konuşma yapmıştır.
Yurdumuzun düşmanlardan temizlenmesinden sonra, Maarif Vekâleti 15 Temmuz–15 Ağustos 1923 tarihleri arasında Ankara’da “Birinci heyet-i İlmiye” adıyla bir toplantı yapmış ve ülkenin tüm eğitim sorunları burada tartışılmıştır.
Milli Eğitim Sisteminin Gözeteceği Esaslar:
Öğretim birliğinin sağlanması
Karma eğitim yapılması.
Eğitimin yaygınlaştırılması.
İlköğretimin zorunlu ve parasız olması.
Öğretimde teori ve uygulamanın birlikte yürütülmesi.
Öğretim programlarının sosyal hayatın ihtiyaçlarını ve çağın gereklerini karşılaması.
Eğitim programlarının millî ve bilimsel olması.
Eğitim ve öğretimde disiplinin sağlanması.
Eğitimde İnkılâp Yapılmasının Nedenleri:
Osmanlı eğitim sisteminde bütünlük olmaması
Osmanlı eğitim sisteminin laik olmaması
Osmanlı eğitim sisteminin yetersiz oluşu
İnkılâplar ve çağdaşlaşma için gerekli olan seviyeyi yakalama düşüncesi
Eğitim alanında yapılan yenilikler ise şunlardır;
1. Tevhid-i Tedrisat Kanunu Medreselerin Kapatılması
Osmanlılarda en önemli eğitim kurumları medreselerdi. Osmanlı devletinin yenileme ve çöküş dönemlerinde diğer kurumlar gibi medreseler de bozulmuştu. Tanzimat'tan itibaren batı tarzında eğitim veren okullar açılmıştı. Aynı zamanda azınlık ve yabancı ülkelerin okulları da bulunmaktaydı.
Tevhid-i Tedrisat Kanunu’nun Kabul Edilmesinin Nedenleri
İlköğretimin ihmal edilmesi.
Eğitim ve öğretimin laik ve çağdaş olmaması.
Farklı eğitimden dolayı kültür çatışmalarının olması
Kadınların eğitiminde geri kalınması.
Çağdaş ve modern bir Türkiye için eğitimin çağdaş ve laikleşmesi gerekiyordu. Bu amaçla eğitim alanında inkılâplar yapıldı. Bunun ilk öncülüğünde Tevhid-i Tedrisat Kanunu (Eğitim ve öğretimin birleştirilmesi) aldı (3 Mat 1924).
Tevhit-i tedrisat kanunun kabul edilmesiyle medreseler kapatıldı (11 Mart 1924)
Bütün okullar milli eğitim bakanlığına bağlandı.
Eğitim sistemi millileşti. Laik eğitim benimsendi.
Eğitimde eşitlik sağlandı.
Azınlık ve yabancı okullar, Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlanarak dini ve siyasi amaçlarla eğitim yapmaları önlendi.
Yabancı okulların ders programlarına Türkçe kültür dersleri konularak bu derslerin Türk öğretmenler tarafından okutulması sağlandı.
Not: 2 Mart 1926 yılında çıkarılan Maarif Teşkilatı Hakkındaki Kanun’la bugünkü eğitim sistemimizin temeli atıldı.
2. Yeni Harflerin Kabulü (1 Kasım 1928)
Türkler İslam’ı kabul edince eski alfabelerini bırakıp Arap harflerini kullanmaya başladılar.
Eski Osmanlıcanın okumadaki güçlükleri, okuryazar oranını düşürmüştü. Mustafa Kemal okuma yazmanın yaygınlaştırılması ve çağdaşlaşma için Latin alfabesinin kullanılmasını istiyordu. Bu nedenle 1 Kasım 1928'de Latin alfabesi, 20 Mayıs 1928'de de uluslar arası rakamlar kabul edildi.
Yeni Türk alfabesini tanıtmak ve okuma yazmayı yaygınlaştırmak amacıyla Millet Mektepleri açıldı (10 Ocak 1929). Eğitimin yaygınlaşması amacıyla Halk Evleri açıldı (19 Şubat 1932).
3. Türk Tarih Kurumunun Açılması (12 Nisan 1931)
Osmanlı devletinde sadece Selçuklu ve Osmanlı tarihiyle birlikte İslam tarihi okutuluyordu (Tarih anlayışı ümmetçi).
Mustafa Kemal, Türklerin İslamiyet'ten önce de büyük devletler kurduğunu belirterek Milliyetçilik esasına dayalı Türk Tarih kurumunu kurdu.
Türk Tarih Kurumu’nun kurulmasıyla İslam öncesi Türk tarihi araştırılmaya başlandı. Türk tarihi, milliyetçilik ve laiklik ilkelerine uygun ve bilimsel bir anlayışla ele alındı. Türk Tarih Kurumu’nun açılış amaçları arasında şunları sıralamak mümkündür;
Türklerin çok sayıda devlet ve uygarlık kurduklarını gösterme.
Türk tarihinin sadece Osmanlıdan ibaret olmadığı, Türklerin eski ve köklü uygarlıklar kurduklarını ispatlama.
Türklerin dünyanın en eski ulusu olduğunu ispatlama.
Türklerin çoğu kez tarihin akışına yön verdiklerini ispatlama.
Asya uygarlığını meydana getirenler arasında Türklerinde bulunduğunu kanıtlama.
4. Türk Dil Kurumu (12 Temmuz 1932)
Osmanlıca; Arapça, Farsça ve Türkçenin karışımı ağır bir dildi. Mustafa Kemal Türkçeyi yabancı dillerin etkisinden kurtarmak amacıyla Türk dil kurumunu kurdu.
Türk Dil Kurumu ve Türk Tarih kurumunun kurulması milliyetçiliğin güçlenmesine yönelik inkılâplardır.
Türk Dil Kurumunun Kurulmasının Amaçları:
Dilimizi yabancı dillerin boyunduruğu altında kurtarma.
Türk dilinin öz güzelliğini ve zenginliğini ortaya koyma.
Türkçenin bilim dili konusunda gelişmesini sağlama.
Aydın dili ile halk dili arasındaki kopuklukları giderme.
Dilde millileşmeyi sağlama.
5- Üniversitelerin Açılması
1933 yılında Darülfünun kapatılarak İstanbul Üniversitesi açılmıştır.
Daha sonra aşağıdaki fakülteler açılarak Ankara Üniversitesi’nin temelleri atılmıştır.
¨ Ankara Hukuk Fakültesinin açılması (1925)
¨ Yüksek Ziraat Enstitüsünün açılması (1930)
¨ Siyasal Bilgiler Okulu (1935)
¨ Türk Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesinin açılması (1936)
6- Güzel Sanatlar İnkılâbı
Müzik
1925’de Darülelhan’da, 1928’de radyoda ve diğer bütün eğlence yerlerinde milleti uyuşukluğa sevk edecek ağır doğu müziği yasaklandı.
1924’de Ankara Musiki Muallim Mektebi kuruldu,
1930’dan sonra İstanbul Belediyesi Konservatuarı ıslah edildi,
1935’te Ankara Milli Musiki ve Temsil Akademisi ( Konservatuar ) kuruldu.
Uzmanlar Türkiye’ye davet edildi.
Tiyatro
·Tiyatro Meslek Okulu açıldı, opera binası açıldı, orkestralar oluşturuldu.
Resim, Heykel Süsleme
·Sanayi-i Nefise Müdürlüğü çalışmaları organize etti. Atatürk’ün heykelleri yapıldı, Akademide süsleme sanatlarıyla ilgili bölümler açıldı,
Müzecilik
19 yüzyılın ortalarında başlayan Osmanlı müze çalışmaları, Osman Hamdi Bey’in 1869 yılında Müze-i Hümayun’u kurmasıyla neticelenir. Daha sonra Şeyhülislam Hayri Efendi 1914 yılında Evkaf-ı İslamiye Müzesi adıyla bir müze açmıştır.
Milli müzecilik çalışmaları 1923 yılında özellikle Hitit uygarlığının sergilendiği Ankara Arkeoloji Müzesi’ni doğurdu. 1924 yılında Topkapı Sarayı müzeye çevrildi. 1925’te Ankara Etnografya Müzesi’nin temelleri atıldı.
1937’de bizzat Atatürk’ün emriyle Resim Heykel Müzesi açıldı.