Kurtuluş Savaşı Öncesi Osmanlı Devleti'nin Durumu

KURTULUŞ SAVAŞI ÖNCESİ OSMANLI DEV. DURUMU



MONDROS ATEŞKES ANLAŞMASI

Bulgaristan’ın savaştan çekilmesi, Osmanlı Devleti ile Almanya arasındaki bağlantının kesilmesi, Trakya ve İstanbul’un, Yunanistan üzerinden yapılacak saldırılara açık hale gelmesi, Suriye-Filistin cephelerinde İngiliz birliklerinin ilerleyişi Osmanlı Devletini zor durumda bırakmıştır Savaşın yenilgi ile neticelenmesi kesinleşince İttihat ve Terakki Partisi yönetimden çekildi ve partinin ileri gelenleri gizlice yurdu terk ettiler.

Ahmet İzzet Paşa başkanlığında kurulan yeni hükümet bu gelişmelerin yanı sıra Wilson İlkelerinde yer alan iyimser ifadeleri de dikkate alarak barış teklifinde bulundu. Görüşmelere bahriye Nazırı Rauf Bey’in başkanlığında bir heyetin gönderilmesi kararlaştırıldı.

Padişah bu heyetten, halifelik, saltanat ve Osmanlı hanedanının dokunulmazlığının sağlanmasını istemiş, bazı eyaletlere özerklik tanınabileceğini bildirmiştir.

Ateşkes görüşmeleri Ege’deki Limni Adası’nın Mondros limanında yapılmıştır. Bu görüşmelere İtilaf Devletlerini temsilen İngiltere’den Amiral Calthorpe katılmış ve 30 Ekim 1918’de Mondros Ateşkes Antlaşması imzalanmıştır. Buna göre;

Çanakkale ve İstanbul Boğazı İtilaf Devletlerinin denetimine geçecek.

Osmanlı ordusu terhis edilecek, donanmasına ve silahlarına el konacak.

Toros tünelleri İtilaf Devletlerinin denetimine verilecek.

Bütün haberleşme istasyonları, ulaşım araç ve gereçleri İtilaf Devletlerine bırakılacak.

İtilaf Devletleri bütün Osmanlı liman ve tersaneleri ile demiryollarından yararlanacak.

Osmanlı esirleri, İtilaf Devletlerince tutuklanacak ve savaş suçlusu sayılacak. İtilaf Devletlerinin ve Ermenilerin esirleri serbest bırakılacaktır.

Brest-Litowsk barışından sonra İran ve Kafkasya’ya giren Osmanlı birlikleri derhal geriye çekilip dağıtılacak, Anadolu dışındaki Osmanlı birlikleri ise en yakın itilaf Devletleri komutanlıklarına teslim olacaklardır.

Kömür, akaryakıt ve benzeri kaynaklardan(ülkenin ihtiyaçları karşılandıktan sonra) satın alma kolaylığı sağlanacaktır.

Doğuda yani vilayeti sitte’de  (Sivas, Erzurum, Van, Bitlis, Elazığ, Diyarbakır) karışıklık çıkarsa İtilaf Devletleri buraları işgal edecek (24.Madde)

İtilaf Devletleri kendi güvenliklerini tehdit eden bir durum ortaya çıkarsa herhangi bir stratejik noktayı işgal edebilecekler. (7.madde

Anlaşmanın Önemi

Bu anlaşmanın hükümleri gereğince, Osmanlı Devleti fiilen tarihe karışmıştır. Zira bu bir ateşkes antlaşması değil, kayıtsız şartsız teslimiyet belgesi idi.

Osmanlı Devleti, galip devletlerin hakkında vereceği karara razı olmuş ve Anadolu’nun işgalini kabullenmiştir.

Anadolu silahsız ve savunmasız bırakılmış, düşman dilediği yeri işgal etme hakkını elde etmiştir.

24.Madde ile doğuda Vilayeti Sitte’de bir Ermeni Devleti kurulması düşünülmüştür.

 Anlaşmanın en önemli maddesi 7.madde idi. İtilaf Devletleri bu maddeyle “Anadolu’nun işgaline ortam” hazırlamışlardır.

Boğazların denetiminin itilaf Devletleri’ne geçmesiyle İstanbul’un güvenliği tehlikeye düşmüş, Anadolu ve Rumeli’nin bağlantısı kesilmiştir.

İtilaf Devletleri haberleşme araçlarını ellerinde bulundurarak işgallerin diğer bölgelerde duyulmasını, dolayısıyla tepkilerin genişlemesini engellemek istemişlerdir.

 Toros Tünellerinin işgal edilmesi, telsiz, telgraf ve kabloların denetim altına alınması ülkenin tamamına yönelik bir işgalin ilk işaretleri olmuştur.


İşgallerin Başlaması


Bu antlaşmanın imzalanmasından kısa bir süre sonra İtilaf Devletleri kendi aralarında yaptıkları gizli antlaşmaları yürürlüğe koyarak işgallere başladılar.

Fransızlar: Dörtyol, Mersin ve Adana çevresini işgal ettiler.

İtalyanlar: Antalya, Konya ve çevresini, Bodrum, Kuşadası, Fethiye ve Marmaris’i işgal ettiler.

Yunanlılar: (Paris Barış Konferansındaki değişiklikle) İzmir ve çevresini işgal ettiler.

İngilizler: Musul, İskenderun, Urfa, Antep, Maraş, Kars ve Batum’u işgal ederek Samsun, Merzifon, İzmit, Eskişehir ve Afyon’a asker çıkardılar (İngiltere 15 Eylül 1919’da Urfa, Antep ve Maraş’ı Fransızlara bırakmıştır).

13 Kasım 1918’de 60 parçadan oluşan itilaf Devletleri donanması boğazlardan geçerek İstanbul önlerine demir atmış, böylece İstanbul fiilen işgal edilmiş ve Osmanlı Devleti itilaf Devletleri’nin denetimi altına girmiştir.

Not: 3 Kasım 1918’de İngilizler tarafından işgal edilen Musul, ilk işgal edilen şehrimizdir.


PARİS KONFERANSI(18 OCAK 1919)


I.Dünya Savaşı sonunda yenik devletlerin durumunu görüşmek üzere 32 devlet Paris’te bir araya geldiler. Konferansa ABD, İngiltere, İtalya, Fransa ve Japonya hâkimdi.

Konferansın görünüşteki amacı I. Dünya Savaşı’nda yenilen devletlerin durumunu görüşmek ve bu devletlerle yapılacak olan barış esaslarını tespit etmekti. İngiltere ve Fransa açısından ise amaç, Wilson İlkeleri’ni etkisiz hale getirip, başta Osmanlı Devleti olmak üzere yenilen devletler ile ilgili paylaşım planlarını uygulamaya koymaktı.

Bu konferansta Sevr Antlaşması hariç Birinci Dünya Savaşı sonunda imzalanan antlaşmaların esasları belirlenmiştir.

Milletler Cemiyeti kurulması kararı alınmıştır.

İngiltere ve Fransa, Wilson İlkeleri’ni sulandırarak, yenilenlerden toprak alımını yasaklayan maddesini mandacılık yöntemiyle etkisiz hale getirmişlerdir.

Doğu Anadolu’da bağımsız bir Ermeni devleti’nin kurulması kararlaştırılmıştır.

İngiltere, güçlü bir devlet olan İtalya’yı Doğu Akdeniz’de görmek istemediği için gizli antlaşmalarla İtalyan payında görülen İzmir ve çevresinin Yunanistan’a verilmesini sağlamıştır.

Bu karar İngiltere’ye boğazların egemenliğini ve Yunanistan’ın dostluğunu kazandırmışsa da İtalya’nın İtilaf Devletleri’nden kopmasına neden olmuştur

Not: İtalya’nın bu duruma bir tepki olarak konferansın bu oturumundan çekilmesi, İtilaf Devletleri arasındaki ilk anlaşmazlıktır. (Görüş ayrılıkları Kurtuluş Savaşı boyunca devam etmiş, bu durum Milli Mücadeleyi olumlu yönde etkilemiştir).

Manda: Kendi kendini yönetemeyen bir ülkeyi yönetmek için Milletler Cemiyeti’nin bu ülkeyi başka bir devletin himayesi altına alması.

 

İZMİR’İN İŞGALİ (15 MAYIS 1919)

Paris Barış Konferansında İzmir ve çevresi Yunanlılara bırakılmıştı. Yunanlılar İngilizlerin de desteğiyle 15 Mayıs 1919’da İzmir’e asker çıkardılar. Yunanlılar, işgalleri haklı göstermek ve Avrupalı devletlerin desteğini sağlamak için, Batı Anadolu’daki Hıristiyanların Türkler tarafından katledildiği iddiasını öne sürmüşlerdir.

Türk kuvvetlerine işgale karşı koymama emri verildiğinden, Gazeteci Hasan Tahsin’in dışında hiç kimse karşı koymadı. Böylece Yunanlılar kenti kolayca ele geçirdiler. Ege içlerine doğru ilerlemeye başladılar.

Yunanlıların İzmir’i işgali milli bilincin uyanmasını hızlandırıp milli heyecanı doruk noktaya ulaştırmış ve İtilaf Devletlerine karşı düzenlenen protesto ve mitinglerin de artmasını sağlamıştır.

Not: İzmir’in işgali, Kuva-yı Milliye ruhunun doğmasına, halkın Mustafa Kemal etrafında toplanmasına neden olmuştur.


AMİRAL BRİSTOL RAPORU(13 EKİM 1919)

İtilaf Devletleri Yunanlıların işgalini haklı göstermek ve dünya kamuoyunun tepkisini çekmemek amacıyla Türkler Batı Anadolu’da katliamlar yapıyor propagandası yapmaya başladılar.

Bu amaçla Amerikalı Amiral Bristol bir heyetle Batı Anadolu’ya gelerek incelemelerde bulundu. Amiral Bristol hazırladığı araştırma raporunda Yunan işgalinin haksız olduğunu, iddiaların asılsız olduğunu belirtti. Ayrıca Türklerin mağdur olduğunu ve Batı Anadolu’nun Türklere ait olduğunu da bildirdi.

Amiral Bristol raporu, Türk Milli Mücadelesinin haklılığını belirten uluslar arası ilk belgedir. Buna rağmen İtilaf Devletleri bu raporu dikkate almayarak işgallerini sürdürmüşlerdir.

KURTULUŞ SAVAŞI ÖNCESİ OSMANLI DEV. DURUMU



MONDROS ATEŞKES ANLAŞMASI

Bulgaristan’ın savaştan çekilmesi, Osmanlı Devleti ile Almanya arasındaki bağlantının kesilmesi, Trakya ve İstanbul’un, Yunanistan üzerinden yapılacak saldırılara açık hale gelmesi, Suriye-Filistin cephelerinde İngiliz birliklerinin ilerleyişi Osmanlı Devletini zor durumda bırakmıştır Savaşın yenilgi ile neticelenmesi kesinleşince İttihat ve Terakki Partisi yönetimden çekildi ve partinin ileri gelenleri gizlice yurdu terk ettiler.

Ahmet İzzet Paşa başkanlığında kurulan yeni hükümet bu gelişmelerin yanı sıra Wilson İlkelerinde yer alan iyimser ifadeleri de dikkate alarak barış teklifinde bulundu. Görüşmelere bahriye Nazırı Rauf Bey’in başkanlığında bir heyetin gönderilmesi kararlaştırıldı.

Padişah bu heyetten, halifelik, saltanat ve Osmanlı hanedanının dokunulmazlığının sağlanmasını istemiş, bazı eyaletlere özerklik tanınabileceğini bildirmiştir.

Ateşkes görüşmeleri Ege’deki Limni Adası’nın Mondros limanında yapılmıştır. Bu görüşmelere İtilaf Devletlerini temsilen İngiltere’den Amiral Calthorpe katılmış ve 30 Ekim 1918’de Mondros Ateşkes Antlaşması imzalanmıştır. Buna göre;

Çanakkale ve İstanbul Boğazı İtilaf Devletlerinin denetimine geçecek.

Osmanlı ordusu terhis edilecek, donanmasına ve silahlarına el konacak.

Toros tünelleri İtilaf Devletlerinin denetimine verilecek.

Bütün haberleşme istasyonları, ulaşım araç ve gereçleri İtilaf Devletlerine bırakılacak.

İtilaf Devletleri bütün Osmanlı liman ve tersaneleri ile demiryollarından yararlanacak.

Osmanlı esirleri, İtilaf Devletlerince tutuklanacak ve savaş suçlusu sayılacak. İtilaf Devletlerinin ve Ermenilerin esirleri serbest bırakılacaktır.

Brest-Litowsk barışından sonra İran ve Kafkasya’ya giren Osmanlı birlikleri derhal geriye çekilip dağıtılacak, Anadolu dışındaki Osmanlı birlikleri ise en yakın itilaf Devletleri komutanlıklarına teslim olacaklardır.

Kömür, akaryakıt ve benzeri kaynaklardan(ülkenin ihtiyaçları karşılandıktan sonra) satın alma kolaylığı sağlanacaktır.

Doğuda yani vilayeti sitte’de  (Sivas, Erzurum, Van, Bitlis, Elazığ, Diyarbakır) karışıklık çıkarsa İtilaf Devletleri buraları işgal edecek (24.Madde)

İtilaf Devletleri kendi güvenliklerini tehdit eden bir durum ortaya çıkarsa herhangi bir stratejik noktayı işgal edebilecekler. (7.madde

Anlaşmanın Önemi

Bu anlaşmanın hükümleri gereğince, Osmanlı Devleti fiilen tarihe karışmıştır. Zira bu bir ateşkes antlaşması değil, kayıtsız şartsız teslimiyet belgesi idi.

Osmanlı Devleti, galip devletlerin hakkında vereceği karara razı olmuş ve Anadolu’nun işgalini kabullenmiştir.

Anadolu silahsız ve savunmasız bırakılmış, düşman dilediği yeri işgal etme hakkını elde etmiştir.

24.Madde ile doğuda Vilayeti Sitte’de bir Ermeni Devleti kurulması düşünülmüştür.

 Anlaşmanın en önemli maddesi 7.madde idi. İtilaf Devletleri bu maddeyle “Anadolu’nun işgaline ortam” hazırlamışlardır.

Boğazların denetiminin itilaf Devletleri’ne geçmesiyle İstanbul’un güvenliği tehlikeye düşmüş, Anadolu ve Rumeli’nin bağlantısı kesilmiştir.

İtilaf Devletleri haberleşme araçlarını ellerinde bulundurarak işgallerin diğer bölgelerde duyulmasını, dolayısıyla tepkilerin genişlemesini engellemek istemişlerdir.

 Toros Tünellerinin işgal edilmesi, telsiz, telgraf ve kabloların denetim altına alınması ülkenin tamamına yönelik bir işgalin ilk işaretleri olmuştur.


İşgallerin Başlaması


Bu antlaşmanın imzalanmasından kısa bir süre sonra İtilaf Devletleri kendi aralarında yaptıkları gizli antlaşmaları yürürlüğe koyarak işgallere başladılar.

Fransızlar: Dörtyol, Mersin ve Adana çevresini işgal ettiler.

İtalyanlar: Antalya, Konya ve çevresini, Bodrum, Kuşadası, Fethiye ve Marmaris’i işgal ettiler.

Yunanlılar: (Paris Barış Konferansındaki değişiklikle) İzmir ve çevresini işgal ettiler.

İngilizler: Musul, İskenderun, Urfa, Antep, Maraş, Kars ve Batum’u işgal ederek Samsun, Merzifon, İzmit, Eskişehir ve Afyon’a asker çıkardılar (İngiltere 15 Eylül 1919’da Urfa, Antep ve Maraş’ı Fransızlara bırakmıştır).

13 Kasım 1918’de 60 parçadan oluşan itilaf Devletleri donanması boğazlardan geçerek İstanbul önlerine demir atmış, böylece İstanbul fiilen işgal edilmiş ve Osmanlı Devleti itilaf Devletleri’nin denetimi altına girmiştir.

Not: 3 Kasım 1918’de İngilizler tarafından işgal edilen Musul, ilk işgal edilen şehrimizdir.


PARİS KONFERANSI(18 OCAK 1919)


I.Dünya Savaşı sonunda yenik devletlerin durumunu görüşmek üzere 32 devlet Paris’te bir araya geldiler. Konferansa ABD, İngiltere, İtalya, Fransa ve Japonya hâkimdi.

Konferansın görünüşteki amacı I. Dünya Savaşı’nda yenilen devletlerin durumunu görüşmek ve bu devletlerle yapılacak olan barış esaslarını tespit etmekti. İngiltere ve Fransa açısından ise amaç, Wilson İlkeleri’ni etkisiz hale getirip, başta Osmanlı Devleti olmak üzere yenilen devletler ile ilgili paylaşım planlarını uygulamaya koymaktı.

Bu konferansta Sevr Antlaşması hariç Birinci Dünya Savaşı sonunda imzalanan antlaşmaların esasları belirlenmiştir.

Milletler Cemiyeti kurulması kararı alınmıştır.

İngiltere ve Fransa, Wilson İlkeleri’ni sulandırarak, yenilenlerden toprak alımını yasaklayan maddesini mandacılık yöntemiyle etkisiz hale getirmişlerdir.

Doğu Anadolu’da bağımsız bir Ermeni devleti’nin kurulması kararlaştırılmıştır.

İngiltere, güçlü bir devlet olan İtalya’yı Doğu Akdeniz’de görmek istemediği için gizli antlaşmalarla İtalyan payında görülen İzmir ve çevresinin Yunanistan’a verilmesini sağlamıştır.

Bu karar İngiltere’ye boğazların egemenliğini ve Yunanistan’ın dostluğunu kazandırmışsa da İtalya’nın İtilaf Devletleri’nden kopmasına neden olmuştur

Not: İtalya’nın bu duruma bir tepki olarak konferansın bu oturumundan çekilmesi, İtilaf Devletleri arasındaki ilk anlaşmazlıktır. (Görüş ayrılıkları Kurtuluş Savaşı boyunca devam etmiş, bu durum Milli Mücadeleyi olumlu yönde etkilemiştir).

Manda: Kendi kendini yönetemeyen bir ülkeyi yönetmek için Milletler Cemiyeti’nin bu ülkeyi başka bir devletin himayesi altına alması.

 

İZMİR’İN İŞGALİ (15 MAYIS 1919)

Paris Barış Konferansında İzmir ve çevresi Yunanlılara bırakılmıştı. Yunanlılar İngilizlerin de desteğiyle 15 Mayıs 1919’da İzmir’e asker çıkardılar. Yunanlılar, işgalleri haklı göstermek ve Avrupalı devletlerin desteğini sağlamak için, Batı Anadolu’daki Hıristiyanların Türkler tarafından katledildiği iddiasını öne sürmüşlerdir.

Türk kuvvetlerine işgale karşı koymama emri verildiğinden, Gazeteci Hasan Tahsin’in dışında hiç kimse karşı koymadı. Böylece Yunanlılar kenti kolayca ele geçirdiler. Ege içlerine doğru ilerlemeye başladılar.

Yunanlıların İzmir’i işgali milli bilincin uyanmasını hızlandırıp milli heyecanı doruk noktaya ulaştırmış ve İtilaf Devletlerine karşı düzenlenen protesto ve mitinglerin de artmasını sağlamıştır.

Not: İzmir’in işgali, Kuva-yı Milliye ruhunun doğmasına, halkın Mustafa Kemal etrafında toplanmasına neden olmuştur.


AMİRAL BRİSTOL RAPORU(13 EKİM 1919)

İtilaf Devletleri Yunanlıların işgalini haklı göstermek ve dünya kamuoyunun tepkisini çekmemek amacıyla Türkler Batı Anadolu’da katliamlar yapıyor propagandası yapmaya başladılar.

Bu amaçla Amerikalı Amiral Bristol bir heyetle Batı Anadolu’ya gelerek incelemelerde bulundu. Amiral Bristol hazırladığı araştırma raporunda Yunan işgalinin haksız olduğunu, iddiaların asılsız olduğunu belirtti. Ayrıca Türklerin mağdur olduğunu ve Batı Anadolu’nun Türklere ait olduğunu da bildirdi.

Amiral Bristol raporu, Türk Milli Mücadelesinin haklılığını belirten uluslar arası ilk belgedir. Buna rağmen İtilaf Devletleri bu raporu dikkate almayarak işgallerini sürdürmüşlerdir.

 

 
Bu web sitesi ücretsiz olarak Bedava-Sitem.com ile oluşturulmuştur. Siz de kendi web sitenizi kurmak ister misiniz?
Ücretsiz kaydol