I. Dünya Savaşı Öncesi Dünyanın ve Osmanlı Devleti'nin Durumu

BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI ÖNCESİ DÜNYANIN GENEL DURUMU

19.Yüzyılda dünyayı sarsan iki önemli olay Fransız İhtilali ve Sanayi İnkılâbı’dır.       

Fransız İhtilali önce Avrupa’yı etkilemiş daha sonra da etkileri tüm dünyaya yayılmıştır. Fransız İhtilali sonucunda önem kazanan milliyetçilik düşüncesi her milletin bağımsız yaşama duygusunu öngörüyordu. Bu anlayış birçok milleti içinde barındıran imparatorlukların aleyhineydi. Milliyetçilik akımının tesiri ile birçok ayaklanmalar oldu. Bu ayaklanmalar sonucu yeni devletler kuruldu. Ayrıca Fransız İhtilali ile eşitlik, hürriyet ve adalet, bağımsızlık, milliyet gibi kavramlar ortaya çıktı.

Sanayi İnkılâbı, insan ve hayvan gücüne dayalı üretimden makine gücüne dayalı üretime geçiştir. İlk önce İngiltere’de ortaya çıkan Sanayi İnkılâbı 19. yüzyılın ikinci yarısından sonra tüm Avrupa’da etkili olmaya başladı.

Sanayi İnkılâbı sonucunda, üretim arttı. Hammadde kaynağı ve ürünleri satacak pazar bulma önemli bir sorun haline geldi. Aynı zaman da Sanayi İnkılâbı sömürgeciliğindoğmasına da neden oldu. Devletler ekonomik alanda birbirleriyle rekabete başladılar. İngiltere geniş bir sömürge İmparatorluğu kurdu.

İngiltere’den sonra Avrupa’nın çeşitli devletleri de dünyanın çeşitli yerlerinde sömürge imparatorlukları kurdular. Böylece devletlerarası sömürgecilik yarışı başladı. Devletlerarasındaki çıkar çatışmaları bloklaşmaya neden oldu. Bu Birinci Dünya Savaşının başlamasına neden oldu.


Sömürgecilik: Bir devletin, kendi sınırları dışındaki topraklarda egemenlik kurması, o toprakların yeraltı ve yer üstü kaynaklarına sahip olarak ekonomik ve siyasi çıkarlar elde etmesidir.


BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI ÖNCESİ OSMANLI DEVLETİ’NİN GENEL DURUMU

Osmanlı Devleti kuruluşundan itibaren hızla büyüyerek bir dünya devleti haline geldi. Fakat bu durumu sonuna kadar koruyamadı. 18. yüzyıldan itibaren bu üstünlüğünü kaybetmeye başladı.

Avrupalı devletler bilim ve teknikteki gelişmelerden yararlanıp askeri, ekonomik ve ticari alanlarda güç kazanırken Osmanlı Devleti bu yeniliklerden uzak kaldı. Osmanlı devlet adamları bu kötü gidişatı engellemek için ıslahatlar yaptı. Başta askeri alan olmak üzere yapılan bu ıslahat hareketleri bu kötü gidişi engelleyemedi.

19. yüzyıldan itibaren de topraklarının büyük bir bölümünü kaybetti. Fransız İhtilali sonucunda dünyaya yayılan milliyetçilik akımı en çok Osmanlı Devleti’ni etkiledi. Özellikle Balkanlarda birçok millet Osmanlı Devleti’nden ayrılmak için isyan ettiler.

II. Mahmut köklü ve kalıcı yenilikler yapılmadan devletin güçlenemeyeceğine inanmıştı. Bu amaçla tüm devlet kademelerinde Avrupai tarzda yenilikler yaptı.

II. Mahmut döneminde yapılan bu yenilikler Tanzimat ve Islahat Fermanlarıyla da desteklendi. Tanzimat fermanıyla hukuk, yönetim, maliye, eğitim alanlarında yenilikler yapıldı Islahat Fermanıyla da azınlıklara geniş haklar verildi. Fakat bu ıslahat hareketleri Osmanlı Devleti’ni dağılmaktan kurtaramadı. Osmanlı Devleti’ni dağılmaktan kurtarmak için çeşitli fikir akımları ileri sürüldü. Bunlar;


Osmanlıcılık: Din, dil, ırk farkı gözetmeksizin Osmanlı Devleti’nin sınırları içerisinde yaşayan tüm halkın eşitliğini savunan fikir akımıdır. Bu fikir akımı milliyetçilik akımının güç kazanmasıyla beraber önemini kaybetmiştir.


İslamcılık (İslam Birliği-Panislamizm):Bütün Müslümanların halifenin etrafında toplanmasını savunarak devletin dağılmasını önlemeyi savunan fikir akımıdır. Arapların İngilizlerle işbirliği edip arkamızdan vurmasıyla etkinliğini kaybetmiştir.


Turancılık (Türk Birliği): Dünyada yaşayan tüm Türklerin bir çatı altında toplanmasını savunan fikir akımıdır. Bunu İttihat ve Terakki Partisi’nin ileri gelenleri savunmuşlardır. Kafkas Cephesi’nde alınan mağlubiyetle bu fikir akımı önemini kaybetmiştir.


Türkçülük: Diğer akımların önemini kaybetmesi ve diğer milletlerin bağımsızlığını kazanması üzerine önem kazanmış fikir akımıdır. Misak-ı Milli sınırları içerisinde yer alan Türklerin birlikteliğini savunmuşlardır. Bu akımın fikir babası Ziya Gökalp’tir. Bu fikir akımı yeni Türk Devleti’nin temel ideolojisini oluşturmuştur.


Batıcılık:  Osmanlı Devleti’nin batının gerisinde kalması üzerine ortaya çıkmış fikir akımıdır. Batının bilim ve teknolojisini ile kültürünü almayı savunmuşlardır.


Osmanlı devlet adamları Avrupa’nın baskısını azaltmak ve azınlıklara geniş haklar vermekle bu kötü gidişatın durdurulabileceğini düşündüler. Bu amaçla II. Abdülhamit zamanında (1876) I. Meşrutiyet ilan edildi. Kanun-i Esasi hazırlandı. Mebusan Meclisi toplandı. Meclis, padişahın üyelerini atadığı “Ayanlar Meclisi” ve dört yılda bir seçimle üyeleri belirlenen “Mebusan Meclisi” olmak üzere iki kısımdan oluşuyordu. 1876 Anayasa’sı “parlamentolu” bir düzen getirmiş, ancak Meşrutiyet yönetimi gerçek anlamda demokratik parlamenter bir düzen olamamıştır. Çünkü;

Hükümet, padişahtan başkasına hesap vermek zorunda değildir.

Padişah, fiilen olduğu gibi hukuken de yasama ve yürütme elinde tutmaktadır.

Padişah gerektiğinde parlamentoyu kapatma yetkisine sahiptir.

Halkın temsilcilerinin kanun önerme hakları sınırlı tutulmuştur.

Osmanlı-Rus Savaşı nedeniyle I. Meşrutiyete son verildi (14 Şubat 1878).  İttihat ve Terakki Cemiyetinin çalışmalarıyla 1908 yılında II. Meşrutiyet ilan edildi. Mebusan Meclisi ikinci kez toplandı. II. Meşrutiyet’in ilanı ile Kanun-i Esasi’de şu değişiklikler yapılmıştır;

Padişahın meclisi kapatma yetkisi elinden alındı.

Padişahın yurt dışına sürgün etme yetkisi kaldırıldı.

Hükümet üyelerinin sadrazam tarafından seçilmesi esası getirildi.

Hükümet padişaha değil, meclise karşı sorumlu hale getirildi.

Antlaşmaların meclis tarafından onaylanması esası getirilmiştir.

Bireylere dernek kurma hakkı verildi.

Sansür kaldırıldı.

Not: Anayasa da yapılan bu değişikliklerle padişahın yetkileri sınırlandırılmıştır.


Meşrutiyet döneminde yapılan yenilikler Osmanlı Devleti’ni dağılmaktan kurtaramamıştır.

II. Meşrutiyet’in ilanı sırasındaki karışıklıktan Avrupalı devletler istifade ettiler. Avusturya, Bosna-Hersek’i, Yunanistan Girit’i, İtalya da Trablusgarp’ı işgal etti. Henüz Osmanlı Devleti’nden kopmamış olan Bulgaristan da bağımsızlığını ilan etti.  

II. Meşrutiyetin ilanından sonra halk meşrutiyet taraftarı olanlar ve olmayanlar olmak üzere iki gruba ayrıldı. Bir süre sonra bu iki grup arasında olaylar çıktı. 31 Mart Vakası (13 Nisan 1909) olarak bilinen bu olaylarda meşrutiyet taraftarı olanların bir kısmı öldü. Bu olay ittihat ve Terakki Partisi’nin merkezi olan Selanik’te duyulunca bir ordu hazırlanarak bu isyancılar üzerine gönderildi. Hareket Ordusudenilen bu ordunun komutanı Mahmut Şevket Paşa, kurmay başkanı ise Mustafa Kemal idi. İstanbul’a gelen bu ordu kısa sürede bu olayları bastırdı. II. Abdülhamit tahtan indirilerek V. Mehmet Reşat padişah ilan edildi (27 Nisan 1909).

Bu olaydan sonra İttihat ve Terakki Partisi ülkenin tek hâkimi durumuna geldi. Ancak tüm bu değişiklikler ülkeye istikrarı ve huzuru getiremedi.


Meşrutiyet: Kral veya padişahın yanında bir meclis vasıtasıyla halkın yönetime katıldığı yönetim şekli demektir.

Not: II. Meşrutiyet döneminde egemen olan fikir akımı Türkçülüktür.

Not:1876 Kanun-i Esasinin ilanı ile başlayan döneme Meşrutiyet Dönemi denir. Meşrutiyet dönemleri Osmanlı Devleti’ndeki demokratikleşme hareketlerinin en önemli aşamasını oluşturmaktadır (Halk bu dönemde dolaylıda olsa yönetime katılmıştır).

 

 
Bu web sitesi ücretsiz olarak Bedava-Sitem.com ile oluşturulmuştur. Siz de kendi web sitenizi kurmak ister misiniz?
Ücretsiz kaydol