Dağılma Dönemi-1
19 YÜZYIL OSMANLI DEVLETİ |
19 yy. Padişahları:
Ø III. Selim (1787–1807)
Ø IV. Mustafa (1807–1808)
Ø II. Mahmut (1839–1861)
Ø Abdülmecit (1839–1861)
Ø Abdülaziz (1861–1876)
Ø V. Murat (1876–1909)
AVRUPA DEVLETLERİNİN OSMANLI DEVLETİNE YÖNELİK POLİTİKALARI:
Osmanlı Devleti'nin yüzyıl içerisinde gücünü büyük ölçüde kaybetmesi ve sürekli gerilemeye başlaması Avrupalı devletlerin geleneksel doğu politikalarında değişikliğe yol açmıştır. Bu politikalar zaman zaman Avrupalı devletleri birbirine rakip hale getirmiş aynı zamanda çeşitli ittifaklara da yol açmıştır.
Şimdi bu devletlerin takip ettikleri siyaseti görelim:
A- FRANSA:
Osmanlı devletinin ilk dostluk ilişkileri kurduğu bu devlet Osmanlı topraklarının paylaşılması faaliyetlerine katılmaya başladı. Doğu Akdeniz’deki çıkarlarının devamı için daima ikili bir politika izledi. Bazen dostluk ilişkileriyle bazen de düşmanca tavırları ile Osmanlı devletindeki etkisini artırma yoluna gitti. Katolik azınlık üzerinde himayeci bir tavır takındı. Azınlıklara ulusçuluk fikrini aşılıyordu.
B- İNGİLTERE:
Asıl amaç olarak uzak doğu sömürgelerine giden yolların güvenliğini sağlamayı benimsemişti. Bu nedenle Osmanlı topraklarının bütünlüğünü savunuyordu. Almanya'nın kurulması ve Avrupa dengelerinin bozulması üzerine bu politikasından vazgeçip Osmanlı topraklarının paylaşımına katılmıştır. Osmanlı devleti ile ittifak kurduğu sırada yaptığı anlaşmalarla ticari ve siyasi ayrıcalıklarını arttırmıştır. Ayrıca Protestanların haklarını da savunmaktaydı.
C- RUSYA:
Temel amacı sıcak denizlere ulaşmak olan Rusya, bu hedefe ulaşabilmek için bu asırda çeşitli yollara baş vurdu. Panslavizm’e ağırlık verdi. Ortodoksların koruyuculuğunu üstlendi. Kafkaslarda büyüme yoluna gitti. Islahatların yetersizliğini bahane ederek Osmanlı Devletinin içişlerine karıştı. Bu yüzyılda Osmanlı devletini en çok tehdit eden devlet oldu.
D- AVUSTURYA:
Avusturya topraklarındaki azınlık hareketleri ile uğraşmak zorunda kaldığı için Osmanlı Devleti'ne yönelik büyük politikalar takip edememiştir: Bu sebeple iki devlet arasında savaş görülmez. Avusturya, Balkan topraklarını ele geçirmek için Akdeniz’e çıkma düşüncesinden vazgeçememiştir. Balkanlarda Avusturya ve Rusya'nın çıkarları iki ülkenin arasını açmıştır.
Osmanlı Devleti'nin İzlediği Politika:
Osmanlı Devleti, düşmanlarına karşı tek başına karşı koyamayacağını anladığı için; Avrupalı devletler arasındaki rekabetten faydalanarak varlığını sürdürmeye çalıştı (denge politikası). Bu arada geçen zaman içinde gücünü artırma yollarına gitti. Askeri, idari, siyasi ıslahatlarla batılılaşma çabalarına girdi. Parçalanmayı engellemek için azınlıklara ayrıcalıklar tanımak zorunda kaldı. Bütün bu çabalar imparatorluğun ömrünü biraz uzatmış, fakat dağılmasını engelleyememiştir.
19. YÜZYIL SİYASİ OLAYLARI |
1- 1806-1812 OSMANLI RUS SAVAŞI VE BÜKREŞ ANTLAŞMASI
Nedenleri:
Rusya'nın Balkanlardaki denetimini arttırmak istemesi: Rusya bu amacına ulaşabilmek için Eflak ve Boğdan beylerini ve Sırp azınlığı kullanmış onları ayaklanmaya kışkırtmıştır. Yedi Ada Cumhuriyetinden çekilmesi gerekirken aksine bölgeye asker sevkıyatına devam etmiştir.
Osmanlı Devleti Rus yanlısı Eflak ve Boğdan Beylerini görevden alması: Fransa'nın desteği ile aldığı bu karardan Rus ve İngiliz baskısı sebebiyle geri dönmek zorunda kalmıştır.
Osmanlı Devleti'nin boğazları Rus gemilerine kapatması: Osmanlı Devleti bu kararından da geri dönmek zorunda kalmıştır.
Fransa'nın Osmanlı Devleti'ni savaşa kışkırtması:Fransa 1804 yılından beri Avrupa devletleriyle savaşa girmişti. Osmanlı Devleti'ni kendi safına çekerek yalnızlıktan kurtulmak istiyordu.
Gelişim: Rusya 1806 yılında herhangi bir gerekçe bildirmeden Osmanlı Devleti'ne savaş ilan etti. Bu sırada Osmanlı Devleti Sırp isyanı ile uğraşmaktaydı.
İngiltere’nin desteğindeki Rusya'ya karşı ancak Fransız desteği ile savaş açabilirdi. Rusya'nın ilk cepheli savaşta yalnız kalmasını istemeyen İngiltere, donanmasını İstanbul'a gönderdi. Böylece İngiltere'de savaşa başlamış oldu.
Savaş sırasında Osmanlı ülkesinde önemli değişiklikler oldu. Çıkan ayaklanmalarda Nizam-ı Cedit'e son verildi. Fransa ise Rusya ile anlaşma yoluna gitti. Yaptığı Tilsit Antlaşması ile Rusların Balkanlar'ı işgaline izin verdi. Tilsit Antlaşması Osmanlı İngiliz yakınlaşmasını başlattı ve Kale-i Sultaniye Antlaşması (1809) imzalandı.
Osmanlı Devletinin anlaşmayı imzalamasındaki nedenleri:
Fransızların ikiyüzlü politikası
İngiltere'nin başlangıçta Rusya'nın yanında yer alması
Azınlıkların milliyetçilik olaylarından dolayı başarısızlığa uğrayarak barış istemek zorunda kaldı.
Bükreş Antlaşması Maddeleri:
Rusya savaş sırasında işgal ettiği Eflak Boğdanı geri verecek. Osmanlı devleti iki yıl Eflak ve Bosna’dan vergi almayacak.
Osmanlı Baserabya (Moldavya) bölgesini Rusya'ya verecek ve Prut ırmağı sınır kabul edilecek.
Sırplara iç idarelerinde ayrıcalık tanınacak
Osmanlı Devleti Rusya-İran savaşında arabuluculuk yapacak
Sonuçlar:
Osmanlı Devleti bir azınlığa karşı ilk kez ayrıcalık verdi. Milliyetçilik hareketlerinin hızlanmasına neden oldu.
Osmanlı Devleti Rusya karşısında biraz daha geriledi.
2. SIRP İSYANI (1804 -1812)
Sırbistan Osmanlı Devleti'ne XV. yy. ortalarında katılmıştı. Osmanlı Devleti diğer bölgelerde olduğu gibi orada da adil bir yönetim kurdu. Bu yönetimden Sırplarda uzun süre memnun kaldılar. Ortaya çıkan güven ortamında rahat bir hayat yaşamışlar dil, din, adet ve geleneklerini muhafaza etmişlerdi. Yakınçağ başlarında Sırplar da isyan etti.
Sırp İsyanının Nedenleri:
Fransız İhtilali'nin ortaya çıkardığı milliyetçilik fikrinin Sırp'lar arasında hızla yayılması
Balkanlar'da denetim kurmak isteyen Rusya ve Avusturya'nın Sırpları isyana kışkırtması.
XVIII. asır boyunca Sırbistan'ın savaş alanı haline gelmesi (1718, 1739, 1791 savaşları) ve bu durumun Sırpların huzurunu bozması.
Sırbistan'daki yerel idarenin bozulması ve bölgedeki yerel yöneticilerin halka baskı yapması.
Bozulan ekonomisini düzeltmeye çalışan Osmanlı Devleti'nin Sırbistan'a yeni vergiler eklemesi.
Gelişimi:
Bölge halkının merkeze yaptığı şikâyetler sonuçsuz kaldı. Sonuçta Sırplar ayaklandı. Yerel yönetimden memnun olmayan Müslümanlar da başlangıçta isyanı desteklediler. Asilerin başkanı domuz ticaretinden zengin olmuş ve Avusturya da subaylık yapmış bir Sırp olan Kara Yorgi idi.
Osmanlı Devleti bu sırada Rusya ile savaşmakta olduğundan isyana gerektiği gibi eğilemedi. Ruslar Sırplara yardım ederek isyanın büyümesini sağladılar ve savaştan sonra Bükreş Antlaşması'na Sırbistan'la ilgili bir madde koydurdular.
Yorgi bu maddeye dayanarak bağımsızlığa varan ayrıcalıklar istedi. Osmanlı ordusunun müdahalesi üzerine Avusturya'ya sığındı. Fakat isyan sona ermedi. Sırpların başına Miloş Obronoviç geçti. Osmanlı Devleti Rus müdahalesine engel olmak için Sırbistan'a ayrıcalıklar verdi ve Miloş'u başkan seçti.
Sırp isyanı bundan sonra da bağımsızlığa kadar aralıklarla devam etti. Edirne Antlaşması (1829) ile özerklik kazandılar. Ancak 1878 yılında Berlin Antlaşması ile bağımsız olabildiler.
3- YUNAN İSYANI (1821):
Rumların Osmanlı Devleti'ne kesin olarak bağlanmaları Fatih döneminde olmuştu. Rumlar da diğer azınlıklar gibi her türlü hakka sahiptiler. Hatta diğerlerinden üstün bir durumda idiler Ortodoks kilisesinin yönetimi bunlara aitti. Divan tercümanlarının çoğu Rum'du. Sanat ve ticaretle uğraşırlardı. Özellikle deniz ticaretinde ilerlemişlerdi.
Yunan İsyanının Nedenleri:
Fransız ihtilalinden sonra dünyaya yayılan milliyetçilik düşüncesinin etkisi.
Bizans İmparatorluğu'nu yeniden kurmak için çalışan Etnik-i Eterya Cemiyetinin çalışmaları.
Rusya'nın Akdeniz'e açılabilmek için Rumları isyana kışkırtması.
Avrupa’da meydana gelen Yunan hayranlığı (Filhelenizm) ve bu gelişmenin
Yunan Milliyetçilik hareketlerini hızlandırması.
Osmanlı merkezi yönetiminin eyaletler üzerindeki eski denetimini kaybetmesi.
Gelişimi:
Yanya Valisi Tepedelenli Ali Paşa Rumların ayaklanmasına fırsat vermiyor, onlara göz açtırmıyordu. Rumlar önce merkezle Ali Paşa'nın arasını açtılar ve Ali Paşa'ya isyan ettiler. Fırsat bekleyen Etnik-i Eterya Cemiyeti isyan kararı aldı.
Rum isyanı, Ruslardan yardım alma imkanı daha yüksek olan Eflak'ta çıktı. Ancak Rum yöneticilerden bıkmış olan Eflak Halkı isyana katılmadı. Osmanlı Devleti isyanı kısa zamanda bastırdı.
İkinci isyan Mora da çıktı. Rumlar asırlardan beri kendilerine iyilikle muamele yapmış olan Türk halkını katletmeye başladılar. Rum isyanı Avrupa’da büyük bir coşku ile takdir topladı. Büyük yardımlar gördü. Osmanlı Devleti Mısır Valisi M. Ali Paşadan Mora valiliği karşılığında yardım istedi. İsyan ancak bu şekilde bastırılabildi.
Navarin Baskını (1827):
İsyanın bastırılması üzerine İngiltere ve Rusya olaya müdahale ettiler. Çünkü bölgenin M. Ali Paşa gibi güçlü bir valinin eline geçmesini istemiyorlardı. Bir Yunan Devleti kurulması yönündeki tekliflerini Bab-ı Ali'ye bildirdiler. Osmanlı Devleti teklifi reddetti. Bunun üzerine İngiliz, Rus ve Fransız birleşik donanması Navarin'deki Osmanlı donanmasını yakarak imha etti. Rusya savunmasız kalan Osmanlı Devleti'ne savaş açtı. Yunanistan bu savaştan sonra yapılan Edirne Antlaşması ile bağımsız oldu.
4- 1828 -1829 OSMANLI RUS SAVAŞI ve EDİRNE ANT.
Osmanlı Devleti'nin 1826 yılında Yeniçeri Ocağının kaldırılması nedeniyle kara ordusu yoktu. Donanması ise imha edilmişti. Ruslar bu nedenle hem Balkanlarda hem de Anadolu’da hızla ilerlediler. Edirne'yi işgal ettiler. Osmanlı Devleti anlaşma yapmak zorunda kaldı.
Edirne Antlaşması (1829): Maddeleri:
Osmanlı Devleti Yunanistan'ın bağımsızlığını tanıyacak.
Tuna ağzındaki adalar Rusya'ya bırakılacak, buna karşılık Rusya işgal ettiği Balkan topraklarından çekilecek.
Doğu Anadolu, Ahıska, Potin, Rusya'ya bırakılacak.
Eflak, Boğdan ve Sırbistan'da özerk yönetimler kurulacak.
Rus ticaret gemileri boğazlardan serbestçe geçebilecek.
Osmanlı Devleti Rusya'ya 8,5 milyon lira savaş tazminatı ödeyecek.
Önemi:
İlk defa bir azınlık, bağımsız olmuştur. Yunanistan'ın bu durumu diğer azınlıklar için bir örnek teşkil etmiştir.
Eflak ve Boğdan'ın özerklik kazanması ile Romanya'nın temelleri atılmıştır.
Küçük Kaynarca'dan sonra imzalanan en ağır antlaşmadır.
Dengelerin bozulduğunu iddia eden Fransa Cezayir'i işgal etmiştir.
Bükreş Antlaşması ile ayrıcalık kazanan Sırbistan özerklik almıştı.
Fransa dengelerin bozulduğunu ileri sürerek 1830 yılında Cezayir’i işgal etti.İşgal 1847 yılında tamamlandı
5- MISIR VALİSİ KAVALALI MEHMET ALİ PAŞA'NIN İSYANI
Mehmet Ali Paşa, Fransa'nın Mısır'ı işgali sırasında bölgeye gönderilen Osmanlı ordusunda gönüllü askerdi. Fransa'nın Mısır'ı fethinden sonra orada bulunan başsız askerlere komutan oldu. Birkaç defa isyan ettikten sonra kendisini Mısır valisi olarak kabul ettirdi.
Mısır'da otoritesini sağlayan Mehmet Ali Paşa derhal ıslahatlara girişti. Gelirleri arttırdığı gibi Fransız uzmanlar sayesinde ordu ve donanmasını da güçlendirdi. Kölemenlerin baskısına son vererek Mısırlıların sevgisini kazandı.1806 yılında Mısır’a saldıran İngilizleri püskürttü. Hicaz isyanını bastırdı. Osmanlı Devleti'nin bastırmakta aciz kaldığı Mora isyanını bastırdı. Osmanlı Devleti bu yardımına karşılık ona Mora Valiliğini verecekti. Bağımsız bir Yunan Devleti'nin kurulması üzerine Osmanlı devleti bu vaadini gerçekleştiremedi.
İsyanın Nedenleri:
Mehmet Ali Paşa'nın Mora'daki askerlerini habersiz çekmesi.
M. Ali Paşa'nın Mora valiliği yerine Suriye ve Akka valiliğini istemesi. Mehmet Ali Paşa Suriye'nin gür ormanlarından yararlanarak yeni bir donanma yapmayı düşünüyordu. Osmanlı Devleti bu isteği reddetti.
M. Ali Paşa'nın 1828- Rus seferine istendiği halde asker göndermemesi.
Devlet büyüklerinin padişahı, Mehmet Ali Paşa'ya karşı kışkırtmaları.
İsyanın Gelişimi ve Mısır Sorununun Birinci Aşaması
Osmanlı Devleti'nin Suriye'ye giren İbrahim Paşaya karşı gönderdiği ordular İbrahim Paşa karşısında üst üste yenilgiler aldı. İbrahim Paşaya İstanbul yolu açıldı. Bunun üzerine İngiltere ve Fransa’dan yardım alamayan II. Mahmut Ruslardan yardım istedi. 15 bin kişilik bir Rus ordusunun İstanbul’a gelmesi olayı uluslararası bir sorun haline getirdi. Olaya Fransa ve İngiltere de karıştı, sonuçta Kütahya Antlaşması(1833) imzalandı
Buna göre:
Mehmet Ali Paşaya aynı zamanda Girit ve Suriye valiliği de verilecek.
İbrahim Paşaya da Cidde valiliğine ek olarak Adana valiliği verilecek.
Kütahya anlaşması her iki tarafı da memnun etmedi. Bu sebeple Padişah ve Mısır valisi yeni hazırlıklar yaptılar. II. Mahmut İngiliz ve Fransızlara güvenemediğinden Ruslarla Hünkâr iskelesi antlaşmasını yaptı.
Hünkar İskelesi Antlaşması: (1833) Maddeleri:
Osmanlı Devleti ile Rusya, savaş zamanlarında birbirlerine yardım edecekler.
Osmanlı Devleti'ne herhangi bir saldırı olursa Rusya Osmanlı Devletini koruyacak. Ancak Rusların masraflarını Osmanlı devleti ödeyecek.
Rusya bir saldırıya uğrarsa Osmanlı Devleti askeri yardım yapmayacak sadece boğazları kapayacak.
Anlaşma sekiz yıl sürecek.
Önemi:
Osmanlı Devleti'nin boğazlar üzerindeki egemenlik haklarını kullanarak imzaladığı son anlaşmadır. Bundan böyle boğazlar konusu uluslararası konferanslarda çözülecektir.
Rusların Boğazlar üzerinde yeni haklar elde etmesi Boğazlar sorununun doğmasına sebep olmuştur.
Rusya'nın Karadeniz'deki güvenini artırmıştır.
Osmanlı Devleti M. Ali Paşaya karşı bir güvence sağladı. Ancak bu anlaşma İngilizlerin ve Fransızların hoşuna gitmedi.
Özellikle İngiltere bu anlaşmadan sonra Osmanlı’ya bir saldırı olmaması yönünde politika izledi.
1838 Balta Limanı Antlaşması
Osmanlı devleti İngiltere’ye bir takım ticari ayrıcalıklar vererek İngiltere’nin desteğini almak istemiştir. Bu anlaşma ile İngiliz mallarının Osmanlı pazarına girmesi kolaylaştı. Osmanlı toprakları İngilizler için açık pazar haline geldi.
Mısır Sorununun İkinci Aşaması
Kütahya antlaşmasından sonra her iki tarafında savaşa hazırlandığından bahsetmiştik, İngiltere Mısır'da güçlü bir yönetim bulunmasını istemiyordu. Nitekim Mehmet Ali Paşa Mısır ve Suriye ticaretini İngiltere'ye kapamıştı. Bu sebeple İngiltere, Padişahı yeni bir savaşa kışkırtıyordu. Fransa yapılan ıslahatlarda yardım ettiği için Mısır'da üstün duruma gelmişti ve bunu devam ettirmek istiyordu.
II. Mahmut hazırlıklarını tamamladıktan sonra yeniden savaşa başladı. Nizip'te yapılan savaşı Osmanlı ordusu kaybetti. Kaptan-ı Derya Ahmet Paşa Osmanlı donanmasını Mehmet Ali Paşaya teslim etti. Bu sırada II. Mahmut öldü. Yerine oğlu Abdülmecit geçti.
Rusya Hünkâr İskelesi Antlaşması'na uyarak İstanbul’a geldi. Bu olaydan son derece rahatsız olan İngiltere, olayı bir Avrupa sorunu haline getirdi. Londra da uluslararası bir konferans düzenlendi. Konferansa İngiltere, Rusya, Osmanlı Devleti, Prusya ve Avusturya katıldı. Fransa, M. Ali Paşayı desteklediği için katılmadı. Mısır sorunu görüşülerek Londra Sözleşmesi (Mukavelenamesi) 1840 imzalandı.
Alınan Kararlar:
Mısır, hukuken Osmanlı devletine bağlı kalacak fakat yönetim Mehmet Ali Paşanın soyuna bırakılacak.
Buna karşılık Mısır, yılda 80 bin altın vergi ödeyecek.
Suriye, Adana ve Girit tekrar Osmanlı yönetimine bırakılacak.
Mehmet Ali Paşa Fransa'nın desteği ile anlaşmayı kabule yanaşmadı. Tekrar başlayan savaştan sonra anlaşmayı kabul etmek zorunda kaldı.
Böylece:
İçişlerinde serbest imtiyazlı bir eyalet haline geldi.
Osmanlı Devleti'nin bir valisine bile söz geçiremeyecek derecede güçsüzleştiği anlaşıldı.
Boğazlar Sorununun Çözülmesi ve Londra Antlaşması:
Hünkar İskelesi Antlaşmasının süresi bitince Londra da bir konferans toplandı. Toplantıya Rusya, Osmanlı devleti, Fransa, İngiltere, Prusya, ve Avusturya katıldı.
Alınan Kararlar:
Boğazlarda egemenlik hakkı Osmanlı Devletine ait olacak.
Barış döneminde hiçbir savaş gemisi boğazlardan geçemeyecek.
Anlaşma İle:
Osmanlı Devleti'nin Boğazlar üzerindeki hükümranlık haklarına kısıtlama getirilmiştir.
Rusya boğazlar üzerindeki üstünlüğünü kaybetmiştir.
Fransa ve İngiltere Akdeniz’deki güvenliklerini artırmışlardır.
MÜLTECİLER SORUNU
1848’de Avusturya sınırları içinde yaşayan Macarlara haklar vermeyip, Macaristan’ı işgale başladı. Macarlar Avusturya’ya savaş açınca Avusturya ve Rusya işbirliği yaptı. Avusturya ve Rusya’nın baskısına dayanamayan Macarlar ve Lehler göç ederek Osmanlıya sığındı. Avusturya ve Rusya göç eden mültecilerin geri verilmesini istediyse de Osmanlı devleti karşı çıktı. Bir rapor hazırlanarak durum Avrupa kamuoyuna açıklandı. Bu durum Avrupa’da halkın sempatisi ile karşılandı. İngiltere ve Fransa Osmanlı devleti lehine tavır koydu, Avusturya ve Rusya isteklerinden vazgeçmek zorunda kaldı.
Mülteciler konusunda Osmanlının sergilediği tavır 1853 yılında başlayan Kırım savaşında İngiltere ve Fransa’nın Osmanlı devletinin yanında yer almasında etkili olmuştur.