Kültür ve Uygarlık-7
OSMANLILARDA KÜLTÜR VE SANAT |
İnsanların meydana getirdiği maddi ve manevi değerlerin tümüne kültür denir. Aile yapısı, örf ve adetler, eğitim-öğretim, inançlar, giyim ve kuşam kültür oluşturan unsurlardır.
Osmanlı Kültürünü oluşturan temel etmenler şunlardır:
1- İlk Türk devletlerinden gelen Türk töresi.
2- 10. yüzyıldan itibaren Türk kültürüne giren İslam inancı (İslam Hukuku).
3- Hâkim olunan coğrafyanın var olan kültür yapısı.
Osmanlı dönemi Türk kültürü, genel itibariyle coğrafyaya hâkim, dış kültür değerlerini kendi bünyesinde birleştiren ve onları geliştirerek yeni bir mana kazandıran bir özellik taşır. 13. yüzyılın sonlarından itibaren Bizans sınırında kurulan uc bölgelerinde, klasik büyük bir devlete yükselişin tarihini yaşayan Osmanlılar, kültürlerini uçlardaki diğer kültürlerin gelişmelerini de alarak süslemiştir. Kuruluş döneminde başlayan kültürel gelişme Fatih döneminde olgunlaşmıştır.
17. yüzyıl ve sonrası klasikleşen değerlerin, değişen dünya şartlarıyla karşılaşma dönemidir. 16. yüzyılda gücünün zirvesine ulaşan Osmanlı Devleti, bünyesinde birçok kültür toplamış, fakat diğer kültürleri yok etme yoluna gitmemiştir. 19. yüzyılda yeni tarz ve değerler gündeme gelmiş, bu dönemde çağdaşlaşma kültüre yansımıştır.
OSMANLILARDA DÜŞÜNCE HAYATI
Osmanlılar, Anadolu’da siyasi birliğin sağlanması yanında düşünce birliğinin sağlanmasına da büyük önem vermişlerdir. Osmanlıların bütün sistemlerinin temel yapısını İslam hukuku, eski Türk geleneği ve yaşanılan bölgenin özellikleri birleşerek esas teşkil etmiştir.
Osmanlı klasik döneminde bilim, dini yönden algılanmış ve bu açıdan tanımlanmıştır. Bilimler Nakli (İslami Bilimler) ve Akli Bilimler diye iki kısma ayrılmıştır.
18. yüzyılın başından itibaren, batılılaşma ve çağdaşlaşma Osmanlı düşüncesinde yer etmiştir. Tanzimat’tan itibaren çağdaş toplumun özelliklerinden olan çeşitli düşünce akımlarının temelleri atılmıştır. Bu düşünce akımları ve önemli temsilcileri şunlardır:
İslamcılık (Panislamizm): Tüm Müslümanların bir çatı altında toplanmasını savunmuşlardır. II. Abdülhamit tarafından desteklenen bu akımın önemli temsilcileri İzmirli İsmail Hakkı, Ahmet Cevdet Paşa, Bursalı Tahir, Mehmet Akif Ersoy ve Şemsettin Günaltay’dır
Batıcılık: Her yönüyle batının örnek alınmasını savunmuşlardır. Abdullah Cevdet bu akımın en önemli temsilcisidir.
Osmanlıcılık: Din, dil ve ırk ayrımı gözetmeksizin Osmanlı sınırları içinde yaşayan tüm insanların birlikteliğini savunmuşlardır. Namık Kemal ve Sabahattin Bey bu akımın temsilcileridir.
Turancılık (Türk Birliği): Tüm Türklerin bir çatı altında toplanmasını savunmuşlardır. Bu akımın en önemli temsilcisi İttihat ve Terakki Partisi idi.
Türkçülük: Misak-ı Milli sınırları içindeki Türklerin birlikteliğini savunmuşlardır Ziya Gökalp, Yusuf Akçura, Ahmet Ağaoğlu ve Fuat Köprülü bu akımın en önemli temsilcileridir. Atatürk, Türkçülük konusunda Ziya Gökalp’ten etkilenmiş ve kurduğu Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni bu temel üzerine oturtmuştur.
BİR KÜLTÜR UNSURU OLARAK DİN
Din bir kültür öğesi olarak, insan ve toplum davranışlarını etkileyen en önemli faktörlerden birisidir. Dini faaliyetler, özellikle tarikatların çevresinde yoğunlaşmıştı. Tarikat şeyhleri bulundukları yerlerde hem kendi görevlerini yerine getiriyor hem de kültürel gelişmeye katkıda bulunuyorlardı.
BİLİM VE TEKNOLOJİ
Osmanlı Devleti’nde bilime ve bilim adamlarına büyük bir önem verilmiştir. Bunun sonucunda birçok bilim dalında pek çok bilim adamı yetişmiştir. Bilindiği gibi Osmanlıların bilim merkezleri medreselerdir. Fatih döneminde açılan Sahn-ı Seman Medresesi ve Kanuni döneminde açılan Süleymaniye Medresesi çağın en ileri bilim kuruluşları olmuştur.
Osmanlı Devleti’nde yaşamış önemli bilim adamları ise şunlardır;
El-Fenari: Yazmış olduğu mantık kitabıyla ünlü bilim adamımızdır.
Kadızade-i Rumi: Matematik ve astronomi bilginidir.
Taşköprülüzade: 16. yüzyılda yaşamış tefsir, kelam, mantık, biyografi ve metafizik üzerine çalışmalar yapmış ve eserler vermiştir.
Kemalpaşazade: 16. yüzyılda yaşamış şair ve âlimdir. Müderrislik, kadılık ve Kanuni döneminde şeyhülislamlık yapmıştır. En önemli eserleri Haşiye ve Yusuf ile Züleyha’dır.
Ebussuud: Kanuni döneminin ünlü şeyhülislamı olan Ebussuud, yönetim ve toprak hukuku alanlarında vermiş olduğu fetvalarla ün salmıştır.
Ali Kuşçu: Çağın önemli astronomlarından olan Ali Kuşçu Fatih tarafından Semerkant’tan getirilmiş ve Osmanlılarda matematik öğretiminin kurucusu olarak bilinmektedir
Sinan Paşa: Fatih döneminde yaşamış bir diğer matematikçidir. Matematik dışında tıp, tarih gibi bilim dallarında da çalışmalar yapmıştır.
Sabuncuoğlu Şerafettin ve Altunizade: Tıp alanında çalışmalar yapmışlardır.Cerrahiyyetü’l-Haniyye Sabuncuoğlu Şerafettin’in önemli eseridir.
Piri Reis: Büyük Türk coğrafyacısıdır. Güneybatı Avrupa, Batı Afrika ve Güneydoğu Amerika sahilleri ile Kuzey Amerika’yı gösteren iki harita yapmıştır. Piri Reis’in denizcilere rehber niteliği taşıyan bir diğer eseri de Kitab-ı Bahriye’dir.
Seydi Ali Reis: Astronomi konusunda bilgi sahibi olan deniz coğrafyacısıdır. Hindistan çevresi ve Hint okyanusu’nu anlatan Muhit ve Miratü’l Memalik adlı eserler kendisine aittir.
Matrakçı Nasuh: Kanuni döneminde yaşamış kara coğrafyacısıdır. Coğrafyacılığının yanı sıra matematik ve tarih alanlarında da çalışmalar yapmıştır.
Takiyuddin Bin Mehmet: III Murat döneminde yaşamış astronomi bilginidir. III. Murat’ın yaptırmış olduğu rasathanede çalışmalar yapmış, veba salgınında birçok insanın ölmesi üzerine şeyhülislamın isteği üzerine bu rasathane kapatılmıştır.
Kâtip Çelebi: Tarih, coğrafya ve felsefe alanında çalışmalar yapmıştır.Keşfuzzunun Arapça yazmış olduğu büyük bir bibliyografya sözlüğüdür.Mizanü’l Hakk adlı eserinde müspet bilimlerden bahsetmiştir. Cihannuma adlı eserinde dünyanın yuvarlak olduğunu delilleriyle ortaya koymuştur. Osmanlın denizcilik tarihine ilişkin Tuhfetu’l-Kibar fi Esfari’l-Bihar ileOsmanlı maliyesinin bozulmanedenlerine ait Düsturü’l-Amel fi İslahi’l-Halel adlı rapor eserleri vardır.
Evliya Çelebi: 17. yüzyılın ünlü Türk gezgininin Seyahatname adlı on ciltlik bir eser yazmıştır.
Koçi Bey: IV. Murat döneminde yaşamış ve duraklamanın nedenleri ile çözüm yollarını belirten Koçi Bey Risalesi’ni yazmıştır.
Erzurumlu İbrahim Hakkı: Önemli mutasavvıflarımızdandır. Anatomi, matematik ve fizyolojik alanlarında bilgi veren Marifetname en önemli kitabıdır.
Hezarfen Ahmet çelebi: IV. Murat döneminde yaşamıştır. Kanat takıp uçan ilk insandır.
Lâgari Hasan Çelebi: IV Murat döneminde yaşamıştır. Dünyada ilk roketli füze uçuşunu gerçekleştiren kişidir.
Mustafa Behçet Efendi: İtalya’da tıp eğitimi almış ve İtalyanca bazı tıp kitaplarını Türkçeye çevirmiştir. 1827 tarihinde ilk tıp okulunun açılmasını sağlamıştır.
Aşıkpaşazade, Neşri, İdris-i Bitlisi, Peçevi İbrahim Efendi ise önemli tarihçilerdendir.
YAZI, DİL VE EDEBİYAT
Osmanlılar Arap Alfabesini kullanmışlardır. Osmanlılar Arap Alfabesine, Türkçedeki seslerin söylenişlerinden esinlenerek birkaç harf daha eklemişlerdir.
Osmanlılarda devletin resmi yazışma dili Türkçe, din ve bilim dili Arapça ve edebiyat dili de Farsça idi.
Türkçe, Arapça ve Farsçanın kaynaşması sonucu Osmanlıca denilen bir yazı dili ortaya çıkmıştır.
Edebi Akımlar ve Temsilcileri:
Divan Edebiyatı: Osmanlılarda saray ve medrese çevresinde Arap ve Fars edebiyatının etkisiyle gelişen edebiyat türüdür. Nesimi, Dehhani, Ahmedi, Şeyhi, Ahmet Paşa Necati, Baki, Fuzuli, Zati, Hayali, Yahya Bey ve Nef’i bu edebiyat türünün en önemli temsilcileridir.
Halk Edebiyatı: Halk edebiyatının temeli ozan ya da âşık adını alan şairler tarafından atılmıştır. Şairler halkın duygu ve düşüncelerini sade bir Türkçe ile anlatmışlardır. Gevheri, Âşık Ömer, Karacaoğlan, Köroğlu, Kul Mehmet ve Kul Mustafa bu edebiyat türünün en önemli temsilcileridir.
Tekke (Tasavvuf) Edebiyatı: Tekkelerde yetişen ve daha çok dini değerlere ağırlık veren, fakat nazım şeklinde halk edebiyatına yaklaşan bir edebiyat türüdür. Yunus Emre, Mevlana, Hacı Bektaş Veli, Eflaki Dede, Hacı Bayram Veli, Kaygusuz Abdal, Akşemseddin, Dede Ömer Ruşeni İbrahim Gülşeni, Pir Sultan Abdal ve Sinan-ı Ümmi Tekke edebiyatının en önemli temsilcileridir.
Tanzimat Edebiyatı: Batının etkisiyle gelişmiş bir edebiyat türüdür. Bu dönemde dilde sadeleşme ön plana çıkmıştır. Batıdan alınan ilk tür tiyatro olmuştur. Şinasi, Ziya Paşa, Namık Kemal, Ahmet Mithat, Şemseddin Sami, Ali Suavi ve Ahmet Cevdet Paşa bu dönemin önemli temsilcileridir.
Serveti Fünun Edebiyatı(Edebiyatı Cedide): Türk edebiyatının Avrupalılaşmasında yeni bir aşama olmuş, şiirde aruz ölçüsünü kullanıp bireysel konuları işlemişlerdir. Tevfik Fikret, Cenap Şehabettin, Süleyman Nazif, Halit Ziya Uşaklıgil, Mehmet Rauf ve Hüseyin Cahid bu akımın en önemli temsilcileridir.
Fecri Ati Edebiyatı: Bu dönemin önemli şair ve yazarları; Ahmet Haşim, Yakup Kadri, Refik Halit, Fuat Köprülü ve Yahya Kemal’dir.
Milli Edebiyat: Edebiyat tarihimizde 1911–1923 tarihleri arasında kalan dönemdir. Ziya Gökalp, Mehmet Emin Yurdakul, Ömer Seyfettin, Halide Edip Adıvar, Reşat Nuri Güntekin ve Mehmet Akif Ersoy bu akımın en önemli temsilcileridir.
OSMANLILARDABASIN VE YAYIN
II. Bayezıt zamanında İspanya'dan İstanbul'a göç eden Yahudilerden, David ve Samuel kardeşler yanlarında getirdikleri matbaayla İstanbul'da ilk basım evini kurarak Hz. Musa'nın Beş Kitap adlı kutsal kitabını basmışlardır (1494).
Osmanlılarda ilk matbaa Lâle Devri'nde İstanbul'da kurulmuştur (1727). Bu ilk matbaanın kurucuları Sait Efendi ve İbrahim Müteferrika'dır. Burada basılan ilk eser iseVankulu Lugatı’dır.
Osmanlılarda Gazetecilik
Osmanlı devletinde ilk resmî gazete, II. Mahmut zamanında haftalık olarak çıkarılanTakvim-i Vekayi'dir (1831). Bu gazete Cumhuriyet dönemine kadar varlığını sürdürmüştür. Türkçe olarak çıkarılan bir başka gazete ise Ceride-i Havadis'tir (1840). İlk özel Türk gazetesi Agâh Efendi ve Şinasi'nin 1860'ta çıkardıkları Tercüman-ı Ahval'dir. Şinasi ayrıca 1862'de Tasvir-i Efkâr adıyla bir fikir gazetesi çıkardı. Namık Kemal bu gazetede başyazardı. 1866'da çıkarılan Muhbir isimli gazetede Ali Suavi laisizmi işledi.
II. Meşrutiyet'in ilânından sonra basın ve yayın hayatında yeniden canlanma görüldü. Hüseyin Cahit, Tevfık Fikret ve Hüseyin Kâzım, Tanin Gazetesini çıkardılar. İttihat ve Terakki yönetimine karşı olanlar Volkan Gazetesini çıkardılar. Volkan gazetesi 31 Mart Olayı'nm çıkmasında etkisi olduğu gerekçesiyle kapatıldı. I. Dünya Savaşı’nın çıkmasıyla Osmanlı basın hayatı tümüyle durgun bir döneme girdi. Ancak I. Dünya Savaşı'nın sonuna doğru Yenigün, Akşam, İkdam ve Güleryüz gibi gazeteler çıkarıldı.
Osmanlılarda Dergicilik
Osmanlı Devleti'nde ilk dergi Mecmua-i Fünun adıyla Münif Paşa tarafından, ilk resmî dergi ise Mir'at adıyla Mustafa Refik tarafından 1862'de, ilk mizah dergisi Diyojenadıyla Teodor Kasap tarafından 1872'de çıkarıldı. Daha sonra bu dergiyi Hayal veÇıngıraklı Tatar isimli mizah dergileri izledi.
XX. yüzyılın ilk çeyreğinde Genç Kalemler ve Türk Yurdu düşünce hayatımıza önemli katkılar yapmış dergilerdir. Aynı dönemde mizah türünde Hokkabaz Hoca Nasreddinve Geveze gibi dergiler yayınlanmıştır. I. Dünya Savaşı’nın sonunda Aydınlık veAydede adlı mizah dergileri çıkarılmıştır.
GÜZEL SANATLAR
Osmanlılarda gelişen sanat dalları;mimari, edebiyat, minyatür, musiki, tezhip, çinicilik, hattatlık, cam, seyirlik oyunlar ve tiyatrodur.
Zanaat dalları ise;dokuma, halı, cilt, maden ve ahşap işleridir.
Minyatür Sanatı: Osmanlılarda el yazmalarını süsleyen resimlere minyatür, bu sanat ile uğraşanlara da nakkaş denirdi. İslam dinine göre resim yasaklandığı için resim yerine daha soyut olan minyatürü tercih etmişlerdir. Matrakçı Nasuh ve Nakkaş Osman önemli minyatür ustalarındandır. Diğer önemli minyatür sanatçıları Niğari, Nakkaş Hasan Paşa, Kalender ve Levni’dir.Şeker Ahmet Paşa önemli ressamlardandır. 19. yüzyılda resim dalında Osman Hamdi Bey, Güzel Sanatlar Okulu’nu açarak Batı Tarzında Resim Sanatının gelişmesi yolunda ilk adımı atmıştır.
Çinicilik Sanatı: Kökeni Orta Asya’ya kadar giden çini sanatı, Osmanlılarda gelişmiştir. Osmanlıların çini merkezi önceleri İznik iken daha sonra Kütahya olmuştur. Osmanlı çini sanatının en önemli örneklerini, 16. yüzyıl ortasından 18. yüzyılın ikinci yarısına kadar İznik sır altı tekniğiyle yapılan kırmızı çiniler teşkil etmektedir. Osmanlı dönemi çinilerinde bitkisel motifler ile sarı, yeşil ve kırmızı renkler kullanılmıştır.
Cilt Sanatı: Osmanlılarda cilt sanatı, özellikleri deri ciltler, çeşitli malzemeleri ve zengin bezemeleri ile dikkat çeker. Deri ciltler üzerine farklı tekniklerle bezemeler yapılmıştır. Bu işle uğraşanlara mücellit denirdi.
Hat Sanatı:Güzel yazı yazma sanatıdır. İslamiyet’e geçişle başlamıştır. Hat sanatı ile uğraşanlara hattat denir. İslam ülkelerinde resim sanatının yerini almıştır. Türk yazı sanatı, en parlak dönemini Osmanlı hattatlarıyla yaşamıştır. 13. yüzyılın sonlarından itibaren hattatlar sülüs, nesih, muhakkak, reyhanî, tevki ve rika gibi yazı çeşitleri kullanmışlardır. Amasya’lı Şeyh Hamdullah, Ahmet Karahisari, Hafız Osman, Mustafa Rakım Efendi ve Kazasker Mustafa izzet önemli hattatlardandı.
Müzik: Osmanlılar, Türk müzik geleneğini devam ettirerek Osman Bey zamanında Mehterhane denilen mızıka takımını kurmuşlardır. Tokatlı Derviş Ömer Gülşeni, Nihani, Mustafa Itri Efendi, önemli müzisyenlerdendir. 14ve 15 yüzyıllarda yetişen Safiyüddin Umreyi ile Abdülkadir Meraği Türk müziğine önemli katkılar yapmışlardır. Bugün kullanılan Türk müziği ses sistemini Safiyuddin bulmuştur. Ayrıca günümüz Türk müziğinin kuramsal bilgileri bu bestecilerin eseridir. Abdülkadir Meraği’nin Ebced Notası(eski nota) veNağmelerin Külliyatı gibi önemli eserleri vardır.18 ve 19. yüzyıllarda Türk müzüğinde Batı’nın etkisi görülmeye başlanmıştır. Bu dönemde tek sesli müzikten çok sesli müziğe geçilmiştir. II. Mahmut Mızıka-i Humayun’u kurarak örgün bir müzik eğitimi başlatmış, bir anlamda konservatuar açmıştır. 19. yüzyılda İsmail Dede Efendi, Dellalzade İsmail Efendi, Hacı Arif Bey ve öğrencisi Şevki Bey gibi ünlü müzisyenler yetişmiştir.
Tezhip Sanatı: Kitapların altınla yaldızlanmasına tezhip, tezhip yapanlara damüzehhip denirdi.Her kitaba uygulanmaz sadece değerli kitaplara uygulanırdı.
Tiyatro ve Diğer Seyirlik Oyunlar: Türklerin Orta Asya’dan bu yana devam eden kukla, dans ve birtakım taklit oyunları Osmanlı Devletinde de devam etmiştir. Türk tiyatrosu; Köylü Tiyatrosu, halk Tiyatrosu, Saray Tiyatrosu ve Batı tiyatrosu olmak üzere dört bölüme ayrılırdı. İlk Türkçe tiyatro oyunu Şinasi’ninŞair Evlenmesi’dir.
Cam Sanatı: Camilerde ve ahşap binalarda kullanılmıştır. Küçük renkli cam parçalar bir araya getirilerek yapılır.
MİMARİ
Osmanlı mimarisi 15. yüzyılın ikinci yarısına kadar Selçuklu ve Beylikler mimarisinin etkisinde kalmıştır. Klasik dönemde Türk mimarisi evrensel değerde bir üretme gücüne sahip olmuş ve üstün bir niteliğe kavuşmuştur.
Osmanlı mimarisi, özellikleri bakımından üç döneme ayrılır:
1- Erken Dönem: Osmanlı Devleti’nin kuruluşundan 15. yüzyılın ikinci yarısına kadar geçen dönem, Osmanlı mimarisinde erken dönem olarak anılır. Bu dönem, genelde Selçuklular ve beylikler dönemi mimari özelliklerini taşır.
Bu dönemde yapılan mimari eserlerden bazıları şunlardır; İznik’te Hacı Özbek Camii ve Yeşil Camii, Bursa’da Ulu Camii, Hüdavendigar Camii ve Yeşil Camii, Edirne’deki Ulu Camii ve Üç şerefeli camii. Fatih tarafından yaptırılan Topkapı sarayı sivil mimarinin en önemli örneklerinden biridir.
Yıldırım Bayezıt tarafından yaptırılan Anadolu Hisarı ile Fatih Sultan Mehmet tarafından yaptırılan Rumeli Hisarı ve Topkapı Sarayı’nın surları askeri mimarinin en güzel örnekleridir.
2- Klasik Dönem: Mimari alanda bu döneme damgasını vuran Mimar Sinan’dır. Türk mimarisi Mimar Sinan ile doruk noktasına ulaşmıştır. Dört yüzden fazla eser bırakan Mimar Sinan, Şehzade Camiini çıraklık, Süleymaniye Camiini kalfalık ve Selimiye Camiini de ustalık eseri olarak kabul etmektedir. Mimar Sinan, yalnızca mimari eserler meydana getirmekle kalmamış Mimar Davut Ağa ile Mimar Mehmet Ağa gibi ünlü mimarları da yetiştirmiştir.
17. yüzyılın en önemli mimarı ise Sultan Ahmet Camiini yapan Mimar Mehmet Ağa’dır.
3- Geç Dönem: 18. yüzyılda (Lale Devrinde) Türk mimarisi kendi üslubundan uzaklaşarak Avrupa mimarisinden etkilenmiştir. Bu dönemde Avrupa mimarisinin barok ve rokoko tarzları mimarimize girmiştir(1740–1808). Avrupa mimari tarzının etkisinde yapılan ilk eser Nur-u Osmaniye Camii’dir.
19. yüzyılda batı kaynaklı “Ampir Üslüp” adlı yeni bir mimari akım ortaya çıkmıştır(1808–1860).1900 yılından sonra “Neo Klasik” denilen eski Osmanlı mimarisi yeniden önem kazanmıştır.
Osmanlı mimarisi dini, sivil ve askeri mimari olmak üzere üç bölüme ayrılmaktadır.
NOT. Yirminci yüzyılın başlarından itibaren futbol ülkemize girmiş, Beşiktaş, Galatasaray ve Fenerbahçe gibi spor kulüpleri kurulmuştur.